#İstanbul #Atina Grup #UçakBileti - Grup uçak bileti , Otobüs kiralama , Gezi turları , Transfer Hizmeti - GrupBileti.Com

#İstanbul #Atina Grup #UçakBileti

GRUP UÇAK BİLETİ TALEBİ İÇİN TIKLAYIN
3000 yıllık tarihiyle dünyanın en eski şehirlerinden biri, antik Yunan’ın başkenti, felsefeye yön veren düşünce akımlarının, tiyatronun, demokrasinin ve dramanın doğduğu yerdir Atina.
 
Atina, adını tanrıça Athena’dan almıştır ve tanrıçaya ithafen kurulmuş bir şehirdir. Efsaneye göre, bilgelik tanrıçası Athena’nın da denizlerin tanrısı Poseidon’un da Atina’da gözü vardır ama bir türlü şehrin kime verileceği konusunda bir sonuca varılamamaktadır. En sonunda bir yarışma düzenlenilmesine karar verilir. Şehre en faydalı olacak şeyi yapan, şehrin de sahibi olacaktır. Yarışma günü geldiğinde ilk olarak Poseidon ortaya çıkar ve mızrağıyla Akropolis’in kayalıklarına vurmasıyla kayalıklardan tuzlu su fışkırmaya başlar. Bunun üzerine Athena gelir, o da kayalıklara vurur ve bir zeytin ağacı büyür kayalıkların arasında. Bunun üzerine halk zeytin ağacını daha faydalı bulur ve şehir Athena’ya verilir. Şehrin sembolü de bu yüzden zeytin dalıdır.
 
Atina, Akropolis tepesinin eteklerinde küçük bir şehir olarak kurulmuştur. Zamanla Akropolis’te tapınaklar inşa edilmiş, agoralarda halkın düşüncelerini tartışıp paylaştıkları toplantılar düzenlenmiş ve vatandaşlık kavramı ilk kez burada vücut bulmuştur.
 
İnsanlık tarihinde büyük izleri olan Antik Yunan medeniyetinin kalbi uzun yıllar Atina’da atmıştır. Atina halkının eğlenceye düşkünlüğü, insanoğluna tiyatro gibi vazgeçilmez bir uğraşı edindirmiştir. 21. yüzyılda hâlâ tüm ülkelerin takip ettiği Olimpiyat Oyunları da Atinalıların insanlığa bir armağanıdır.
 
Atina; mitolojik tanrıları, tanrıçaları ve efsaneleriyle; antik tarihiyle, müzeleriyle, sabahlara kadar süren taverna eğlenceleriyle, spor aktiviteleriyle ve bütün yıla yayılmış festivalleriyle ziyaretçilerine tek bir gezide çok çeşitli tatlar sunan bir şehirdir.
 
Atina gezinizi daha anlamlı hâle getirmeniz için bir tavsiye; gitmeden önce, Yunan mitolojisi hakkında biraz bilgi toplayın ve Antik Yunan tanrılarıyla ve tanrıçalarıyla tanışın. Böylece Atina’da geçirdiğiniz süre boyunca Antik Yunan’ı en güzel şekilde anlar ve yaşarsınız.
 
Gezilecek Yerler
 
​Atina çok geniş bir alana yayılmıştır. Dünyaca ünlü Akropolis’e çıkıp şehre baktığınızda birbirine geçmiş caddeleriyle ve sokaklarıyla şehir tam bir labirenti andırır. Yine de bu durum gezginlerin gözünü korkutmasın çünkü şehirde gezilip görülmesi gereken belli başlı yerler birbirlerine yürüme mesafesi uzaklığındadırlar. 2004 Olimpiyat Oyunları’nın hazırlığı kapsamında kentin ulaşım sisteminde önemli düzenlemeler ve iyileştirilmeler yapıldı, böylece metro ve otobüs hatları da daha verimli kullanılır hâle getirildi. Ayrıca bütün ören yerleri yaya yollarıyla birbirine bağlandı.
 
Akropolis
 
Atina gezilerinin geleneksel başlangıç noktası, M.Ö. 5. yüzyıldan kalma tapınakların bulunduğu Akropolis’tir. Antik Atina’nın kuruluşu da Akropolis’in eteklerinde başlamıştır. Kasabadan 90 m yükseklikteki , Yunan mimarisinin en önemli örneklerden biridir. Atina şehrinin hemen her yerinden Akropolis’teki tapınaklar görülebilir. Özellikle gece ışıklandırmalarıyla Akropolis, şehrin gözbebeği olmayı gerçekten hak ettiğini kanıtlar bir güzelliğe bürünür. Bir an bile gözden kaybolmayan Akropolis’in bulunduğu Akropol tepesine çıkıp şehri izlerken kendinizi bir an Antik Yunan’da bir tanrı veya tanrıça gibi hissedersiniz.
 
Akropolis’in ismi, Yunanca’da akro “yüksekte olan” ve polis “şehir” kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur. Antik Yunan’daki şehir planlamasının en temel amacı, tanrıların oturacağı yerler inşa etmekti ve bu amaçla da akropoller yapılırdı. Bu akropoller arasında en çok bilineni Atina’daki Akropolis’tir. Şehrin koruyucu tanrıçası olarak kabul edilen Athena için inşa edilen Akropolis’in bir tepe üstünde olması hem dini hem de askeri açıdan önemliydi. Şehirden 90 m yüksekteki bu kayalık alandaki ilk tapınaklar M.Ö. 6. yüzyılda yapılmış ama Persler tarafından yıkılmıştır. Atinalılar uzunca bir süre bölgede çalışma yapmamışlar ama M.Ö. 5. yüzyılda Pericles halkını ikna edip bölgede yeniden tapınak yapımına başlamış. Pentelikon Dağı’ndan çıkarılan özel bir mermerle, bölgede, Athena Nike Tapınağı, Parthenon, Erekhtheion ve Propylaion inşa edilmiş. Ancak zamanla Roma İmparatorluğu’nun güçten düşmesiyle bu yapılar saldırıya açık hâle gelmiş. Osmanlı döneminde bu kayalık alan kale olarak kullanılmış ve kale yapımında tapınakların taşlarından faydalanılmış. 19. yüzyılda Yunan ların bağımsızlıklarını elde etmeleriyle birlikte bölgede orta çağ ve Osmanlı‘dan kalan her şey kaldırıldı ve antik kalıntılar üzerinde restorasyon çalışmaları başlatıldı.
 
Akropolis’e girişte bir kereye mahsus ödeme yapılıyor ve bu şekilde alan içerisinde, müze de dâhil olmak üzere, her yer gezilebiliyor. Bölge Atina’nın en çok görülmek istenen ören yeri olduğu için kalabalık oluyor ama sabah ve akşam saatlerinde biraz tenhalaşıyor. Geziniz için bu saatleri tercih edebilirsiniz. Akropolis’e ulaşmak için dik bir yolu tırmanmanız gerekiyor, bölgenin içi de yüzyıllar boyu aşınmış ve kayganlanmış taşlarla dolu. Bu yüzden ayağınıza kaymayacak rahat ayakkabılar giymenizde fayda var. Ayrıca açık havada gezeceğinizi göz önünde bulundurarak, özellikle yaz mevsiminde, üzerinize güneş yanıklarını önleceyek kıyafetler giymenizi ve güneş kreminizi yanınızda bulundurmanızı tavsiye ederiz.
 
Alana girmeden önce gişede ödeme yapılır ve bir patikayla zirveye doğru çıkılır. Bu yol “Kutsal Yol” olarak bilinir. Ödenen ücrete tabi olarak gezilecek yerler ise Proplyleia, Athena Nike Tapınağı, Parthenon ve Erekhteion’dur.
 
Propylaia (Propylaea)
 
Akropolis’in anıtsal giriş kapısıdır. Akropolis’e ulaşmak için çıkılan yol ziyaretçileri Proplyaia’ya ulaştırır. Proplyaia, ziyaretçileri Beule Kapısı’nda karşılar. Yapının çok büyük boyutlardaki kemerleri Pentelik mermerinden yapılmıştır. Kutsal Yol sütunlarla çevrilidir. Sütunların arasından yürüyerek Akropolis platosuna ulaşılır. Propylaia’nın mimarisi Parthenon’un mimarisiyle çok benzerlik gösterir ve Yunan mimarisinde dorik ve iyonik özelliklerin bir arada kullanılmasının ilk örneklerinden biridir.
 
Athena Nike Tapınağı
 
Propylaia’nın güney kanadından sola dönüldüğünde Athena Nike Tapınağı görülür. M.Ö. 5. yüzyılda yapılmış olan yapı, Yunan askerlerinin zaferlerini betimleyen frizlerle süslü bir alınlık ve onu destekleyen altı sütundan oluşmaktaymış ama Osmanlı döneminde yıkılmış ve yerine bir su bataryası kurulmuş. 19. yüzyılın başlarında bu batarya kaldırılmış ve altında kalan orjinal yapının kalıntılarıyla tapınak yeniden inşa edilmiş. Atina ve Nike (zafer tanrıçası)’ye adanmış ufak bir tapınak olan bu yapı, konumu gereği güzel bir manzara sunuyor.
 
Parthenon
 
Akropolis’in en büyük tapınağı olan Parthenon aynı zamanda dünyanın en ünlü arkeolojik kalıntılarından biri. Atina denildiğinde hemen herkesin gözünde canlanan, sütunlar üzerinde duran ve frizlerle süslenmiş bir alınlık görüntüsü Parthenon’dur.
 
Tanrıça Athena’ya ithafen inşa edilen Parthenon, “Bakirenin Tapınağı” anlamına gelir. Yapı tamamen beyaz Pentelik mermerinden yapılmıştır. M.Ö. 4. yüzyılda yapılmış tapınak ruhani özelliğinin yanında kentin hazinesini de barındırırdı. 6. yüzyılda Parthenon, Bizanslılar tarafından kilise olarak, 15. yüzyılda Osmanlılar tarafından da cami olarak kullanmış. Yine Osmanlı döneminde barut deposu olarak kullanılmış ve Venedik toplarının sebep olduğu büyük bir patlamada tapınağın merkezi, pek çok sütunü ve frizi yok olmuş. 1802 – 1811 yılları arasında ise Osmanlı sultanının da izniyle, Lord Elgin, Parthenon’dan söktürebildiği frizleri ve heykelleri İngiltere’ye taşıtmış. Günümüzde bu eserler Elgin Mermerleri olarak bilinir ve British Museum’da sergilenirler. Yunanistan bu eserleri geri alabilmek için çabalamaktadır ama henüz bir başarıya ulaşamamıştır.
 
Parthenon, yıkılmadan ve içindeki heykeller ve frizler taşınmadan önce Yunan mimarisinin en iyi örneği olarak Akropolis tepesini süslüyordu. Renkli kaplama tahtaları, gösterişli heykelleri, ahşap çatısı ve benzersiz frizlerle süslü alınlığıyla inşa edildiği dönemin mimarisinde “mükemmelliğin” hayat bulmuş hâli olarak tanımlanır. Tapınağın yaklaşık 160 m boyunca duvarlarının üst kısımlarını ve yatay yüzeylerini süsleyen resimlere friz denilmekteymiş ve bu frizlerde dört yılda bir tanrıça onuruna düzenlenen dini tören betimlenirmiş. Dünyaca ünlü bu frizlerin de bir kısmı günümüzde British Museum’da sergilenmektedir. 46 dış ve 19 iç sütundan oluşan yapının tamamı iki odadan oluşuyormuş. Büyük odaya cella denilmekteymiş ve bu oda iki sıralı dor tarzında kolonlarla çevriliymiş. Bu odanın arkasında, kolonlar arasında, 12 m yüksekliğinde, gözleri değerli taşlarla işlenmiş bir Athena heykeli bulunurmuş ve rahipler bu heykele tapınırlarmış. Günümüzde sütunların ve tapınak kalıntılarının içinde yürümeye izin verilmemektedir.
 
Erekhtheion ve Karyatidler
 
Akropolis’te yüzyıllar geçmesine rağmen hâlâ ayakta kalabilmiş son yapı Erekhtheion’dur. Halkın Athena ve Poseidon’a tek çatı altında tapınmasını sağlamış olan bu yapı, adını, yarı insan yarı yılan olarak tasvir edilen efsanevi kral Erekhteus’tan almıştır. Parthenon’un kuzeyindeki bu tapınağın doğudaki kolonları iyonik tarzda inşa edilmişken, güneydeki kolonlar yerine kadın figürlü karyatidler (heykeller) kullanılmıştır. Tapınakta görülen heykeller kopyadır, farklı surat ifadelerine sahip bu 6 karyatidin orijinalleri Akropolis Müzesi’nde sergilenmektedir.
 
Akropolis Müzesi
 
Akropolis platosunun güneyinde bulunan bu müzede, Osmanlı’nın bölgeden çekilmesinden sonra hâlâ burada bulunan heykeller, frizler ve Erekhtheion’un orjinal karyatid heykelleri sergilenmektedir. Ayrıca tapınakların süslemeli alınlıkları ve iç tapınaktaki Athena adakları da bu müzede görülebilir.
 
Müze, Antik Yunan kültürünün zenginliğini somut olarak gözler önüne seren pek çok esere ev sahipliği yapıyor. Odalara ayrılmış müzede, 1 numaralı odada sergilenen boğayı parçalayan bir aslanın resmedildiği M.Ö. 6. yüzyıldan kalma alınlık; 2 numaralı odadaki üç başlı iblis alınlığı; 6 numaralı odada bulunan Kritikos Çocuğu ve Sarışın Çocuk heykelleri; 8 numaralı odadaki Parthenon’un dünyaca ünlü iyonik tarz frizleri ve 8 numaralı odada sergilen orijinal karyatid heykelleri özellikle görülmesi gerekenler eserlerdir.
 
Müze ziyaret saatleri: (Salı – Cuma 08.00 – 19.00, Ptsi 11.00 – 19.00)
Giriş ücreti: Akropolis girişindeki ücrete dâhildir.
 
Akropolis tepesindeki gezi müzenin de gezilmesiyle tamamlanmış olur. Akropolis’in surlarından Atina şehrinin manzarasını izleyebilir ve şehirdeki diğer arkeolojik alanları görebilirsiniz. Akropolis’in bütün şehre yukardan bakan konumu sayesinde Plaka, Kolonaki ve sahil bölgesi gibi şehrin önemli yerleşkelerini de buradan kolaylıkla görebilirsiniz ki şehrin bütününü görmenin en güzel yolu da budur.
 
Akropolis’ten dönerken gezilebilecek bir kaç önemli yapı daha vardır. Bunlar; yaz festivallerinde temsillerin düzenlendiği Heredos Atticus Tiyatrosu ve Dionysos Tiyatrosu’dur.
 
Akropolis sahası ziyaret saatleri: 08.00 – 19.30 (giriş ücretli)
 
Plaka
 
Akropolis gezisinden sonra tekrar Kutsal Yolu takip ederek şehre dönülür. Dönüş yolunun üzerinde, Akropolis’in bulunduğu tepenin hemen eteklerinde Atina’nın en eski yerleşim yerleri bulunur. Daracık sokaklarında günlük hayatı görebileceğiniz bu iki bölge sırasıyla Anafiotika ve Plaka’dır.
 
Anafiotika, Akropolis’in hemen altında yer almaktadır. Bölgenin karakteristik özelliği, çoğu Yunan yerleşiminde de görülen, beyaz boyalı yazlık evler ve pencerelerin, kapıların önlerini süsleyen sardunyalardır.
 
Anafiotika’dan biraz yol aldığınızda ise Plaka bölgesine ulaşırsınız. Bölgede geniş meydanlara veya antik kalıntılara çok rastlanmaz ama tavernaları, daracık taş sokakları, sokaklardaki satıcıları, sardunyalı cumbalı evleri, antika dükkânları, galerileri ve yemekleriyle Plaka bölgesi, Atina’da mutlaka görülmesi gereken kültürel zenginliklerinden biridir. Gündüzleri sokaklarında dolaşıp satıcılardan ufak tefek alışverişler yapabilirsiniz. Plaka’nın en yoğun olduğu zaman ise güneş battıktan sonra başlar. Atina’nın gece hayatının canlılığını burada görebilirsiniz. Tavernalar canlanır ve sokakları Yunan melodileri doldurmaya başlar. Atina’ya gelenler en az bir akşam buraya gelip tavernalardaki eğlencelere katılırlar. Rembetiko, uzo ve lezzetli Yunan yemekleri eşliğinde eğlence sabaha dek devam eder. Türkiye’den gidenler iki ülkenin kültürü arasındaki benzerliği en iyi burada gözlemleyebilir.
 
Civarda el işi, nakış işleri ve tabloların sergilendiği Yunan Halk Sanatları Müzesi, onun karşısında yer alan Çocuk Müzesi ve Klasik Yunan – Roma heykelleriyle Bizans ikonalarının sergilendiği Kanellopoulos Arkeoloji ve Bizans Müzesi gezilebilir.
 
Monastiraki
 
Antik Yunan Agorası’nın kuzeyindeki bu bölge Atina’nın en renkli bölgelerinden biridir. Sokakları hediyelik eşyalar, biblolar satan dükkânlar, küçük barlar ve kahvecilerle doludur. Monastiraki denildiğinde ilk akla gelen ise aradığınız her şeyi bulabileceğiniz sokak aralarında kurulan bitpazarıdır. Pazar günü kurulan bu pazarda, uygun fiyatlı eşyalar, çeşit çeşit hediyelik eşyalar, antikalar, kıyafetler, gümüş, bakır, bronz eşyalar bulabilirsiniz. Sokaklar boyunca sıra sıra dizilen, giysilerin, eşyaların sokaklara taştığı dükkânlarda da ilgi çekici şeyler bulunur. Fiyatlar makuldur ve satıcılar pazarlığa açıklardır. Abyssinia Meydanı’nı merkez alarak kurulan bu pazara alışveriş yapmayı sevenlerin mutlaka bir kere de olsa uğramaları gerekir. Alışveriş yapmayacak olsanız da Atina’nın günlük hayatından bir kesit görmek için gelebilirsiniz bu pazara. Ama aklınızda bulunsun, pazarın olduğu gün buraya olabildiğince erken gelin çünkü öğle saatlerinde kalabalık, hareket edilemeyecek kadar artıyor.
 
Monastiraki Meydanı’nın güney kısmında Osmanlı döneminde kalma Tzisdarakis Camisi bulunur. Günümüzde bu yapı seramik sergisine ev sahipliği yapmaktadır. Bölgeyi ikiye bölen Ermou Sokağı’nı gezebilir, alışveriş yapabilirsiniz. Ermou’nun kuzeyine doğru yürüdüğünüzde sağınızda kalan bölge ise Psiri’dir. Son zamanlarda turistlerin uğrak yeri hâline gelen yerlerden biri olan Psiri’nin Plaka’dakilere benzeyen tavernalarında, barlarında ve restoranlarında Yunan mutfağını tadıp eğlenebilirsiniz.
 
Kotzia ve Omonia Meydanı
 
Monastiraki metro istasyonundan Athinas Caddesi’ni dümdüz takip ettiğinizde sokak boyunca sağlı sollu kurulmuş pazarı görürsünüz. Burası Atina’nın merkez pazarıdır. Bu pazarda et ve balıklar yolun sağında, sebze ve meyveler ise solunda satılır. Pazar içerisinde biraz ilerlediğiniz de Kotzia Meydanı’na gelirsiniz. Burası neoklasik tarzdaki pek çok zarif binayla çevrili bir meydandır. Eskiden turizmin merkezi sayılırken günümüzde bu özelliğini Plaka ve Monastiraki’ye kaptırmıştır. Yine de 1896’da ilk Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapan mermer Panathenaic Stadyumu görülmeye değer.
 
Yürümeye devam ederseniz yol sizi Omonia Meydanı’na ulaştırır. Meydana gelmeden biraz önce solunuzda Belediye Binası’nı göreceksiniz. Omonia Meydanı her daim kalabalıktır. Eskiden çok popüler olan bu meydan günümüzde aşırı kalabalığı ve trafiği yüzünden pek tercih edilmemektedir. Meydanı eski sakin hâline dönüştürmek için çalışmalar devam etmektedir. Bölgede mutlaka ziyaret edilmesi gereken yer ise Ulusal Arkeoloji Müzesi’dir.
 
Ulusal Arkeoloji Müzesi
 
Yapımına 1866’da başlanan ve 1889’da tamamlanan müze Yunanistan’daki en önemli arkeolojik müzedir. Aynı zamanda dünya çapında da Yunan sanat eserlerini sergileyen müzeler arasında en kapsamlı olanlarından biridir. Günümüze dek Yunan sanatını besleyen kültürlerden bugüne ulaşabilmiş her tür sanat eseri bu müzede yerini almıştır. 48 odadan oluşan müze iki katlıdır. Yunan heykel sanatının en önemli koleksiyonunu ve Avrupa’daki dördüncü en önemli Mısır sergisini (40-41 no’lu odalar) burada görebilirsiniz. Müze genel olarak heykel sanatı üzerine yoğunlaşmıştır. 7 numaralı odadan 33 numaralı odaya kadar, M.Ö. 700’lu yıllardan Bizans dönemine dek hayat bulmuş heykeller sergilenmektedir. Bu sergideki heykeller, heykel sanatının kronolojik olarak gelişimini gözler önüne serer. 3 – 6 numaralı odalarda sergilenen tarih öncesi koleksiyonda özellikle M.Ö. 1500’lerden kaldığı tahmin edilen altın Agamemnon Maskesi görülmeli. Atina gezisinde mutlaka ziyaret edilmesi gereken bu çok kapsamlı müze için en az üç saatinizi gözden çıkarmalısınız.
 
Ziyaret saatleri: Salı – Pazar 08.00 – 19.00, Pztsi 12.30 – 19.00 (giriş ücretli)
 
Syntagma Meydanı
 
Atina’nın en önemli meydanı olan Syntagma Meydanı, Yunanca’da Anayasa Meydanı anlamına gelir. Meydanın hâkim yapısı Parlamento Binası’dır. Binanın meydana bakan ön cephesinde Meçhul Asker Anıtı yer alır. Parlamento’yu koruyan askerlerin (evzoneler) nöbet değişimi töreni oldukça ilgi çekicidir. Ponponlu ayakkabılar ve pileli etekler askerlerin geleneksel kıyafetleridir. Bir söylenceye göre, askerlerin eteklerindeki 400 adet pile, ülkenin Osmanlı yönetiminde geçirdiği 400 yılı sembolize etmekteymiş. Nöbet değişimi her saat başı gerçekleştirilir ve Atina’da mutlaka izlenilmesi gereken bir etkinliktir.
 
Sytangma Meydanı’na yaklaşık 10 dakika uzaklıkta, Yunan topraklarının en büyük tapınağı bulunur; Zeus Olympias Tapınağı. Bugün geriye sadece 15 sütunu kalan bu devasa tapınak Zeus’a adanmıştır. 250 m uzunluğunda, 130 m genişliğinde ve 17 m yüksekliğinde sütunları olan bu tapınağın yapımına M.Ö. 6. yüzyılda başlanmış ve yapı, Hadrianus döneminde bitirilebilmiştir. Altın ve fildişinden yapılmış dev bir Zeus heykelini koruyan tapınak, yapıldığında 108 adet sütunla çevriliymiş. Tapınak, günümüzde ilk yapım özelliklerinin çoğunu kaybetmiş olsa da hâlâ görkemli ve görülmeye değer bir Antik Yunan yapısı olarak ziyaretçilerini ağırlıyor.
 
Tapınak ziyaret saatleri: 08.00 – 19.00 (giriş ücretli)
 
Tapınağın hemen yakınlarında 2004 Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapmış olan Panathenaiko Olimpik Stadyumu bulunmaktadır.
 
Kolonaki
 
Atinanın en gözde semtlerinden biri de Kolonaki’dir. Syntagma Meydanı’nı Kolonaki’ye bağlayan bulvar boyunca konsolosluklar sıralanır. Bu bulvarda yer alan eski evlerden biri müze olarak kullanılmaktadır. Ev eskiden Yunan diasporasının ünlü ailelerinden Benakilere aitmiş. Müzede sergilenen eserlerin tarihi M.Ö. 7000 yıllarına kadar uzanıyor. Helenistik ve Roma dönemine, Hristiyanlık dönemine ve Ankara, Kapadokya, Batı Ege Yunanlılarına ait eserler oldukça ilgi çekici.
 
Kolonaki, Atina’nın modern yüzünün görülebileceği en şık semttir. Tasarımcı butikleri, ünlü modacıların mağazaları, pahalı bar ve restoranlarıyla Kolonaki, alışveriş ve lüks yaşam severlerin mutlaka gitmesi gereken bir semt.
 
Ne Yenir?
​Yunan mutfağı sadeliği ve sağlıklı ama lezzetli yemekleriyle tanınır. Atina’da Yunan mutfağının her türlü lezzetini tadabileceğiniz gibi aynı zamanda dünya mutfaklarını da tercih edebilirsiniz. Yunan mutfağının moussaka ve souvlaki gibi en çok tanınan yemeklerinin yanı sıra deniz mahsülleri, çok çeşitli mezeleri ve en taze sebzelerden yapılmış salataları da gezinizi lezzetli kılmayı garanti ediyor.
 
Yunanistan’da güzel bir yemek yemek için çok uzun süre yer aramanız gerekmez. Gerek Yunan mutfağını gerekse dünya mutfağını tadabileceğiniz pek çok mekân vardır. Tavernalar bunların başında gelir. Hem Yunan müziğiyle eğlenip hem de geleneksel Yunan yemeklerini tadabileceğiniz tavernalar turistlerin ilgi odağıdır ama klasik Yunan aileleri de dışarda yemek yemek için tavernaları seçer. Tavernalarda yemek yanında genelde uzo ve Yunan şarabı servis edilir. Yunan mutfağından kleftiko, mousakas, gemista, dolmades, pastitsio ve horto en çok beğenilen ana yemeklerdendir. Gezerken atıştırmak için psistariaları tercih edebilirsiniz. Buralarda Yunan döneri gyros ve ekmek arası ızgaralar yiyebilirsiniz. Yunan rakısı uzonun çok çeşitli mezelerle servis edildiği yerlere ouzeri denilir. Yunanca meze anlamına gelen mezedes’ler de Yunan mutfağının önemli bir parçasıdır. Uzo oldukça sert bir içki olduğu için kesinlikle açken içilmemesi gerekir. Sıcak ve soğuk mezeler ve kalamar, ahtapot gibi deniz mahsüllerinden oluşan mezedesleri uzosuz veya uzoyla birlikte tadabilirsiniz.
 
Yemeğin üzerine canınız tatlı bir şeyler yemek isterse gitmeniz gereken yer zahoraplastia, yani pastanedir. Buralarda Osmanlı kültüründen kalma şerbetli tatlıları tadabilirsiniz. Bunlar arasında en çok beğenilenler; baklava, kataifi (kadayıf), loukomade (lokma) ve pitta me meli’dir. Ayrıca sütlü tatlılardan rizogalo (sütlaç) ve galaktobourikoyu da mutlaka denemelisiniz.
 
Yemek dışında Yunanistan mutfağında öne çıkan tadların başında peynir gelir. Genelde koyun ve keçi sütünden yapılan peynirleri ouzeri’lerde tadabilirsiniz, ayrıca galaktopoli’lerden de satın alabilirsiniz.
 
Yunan mutfağında yemeğin yanında ve/veya sade olarak tüketebilecek pek çok çeşit alkollü ve alkolsüz içecek de vardır. Alkollü içeceklerden uzo, metaxa, Yunan şarabı, ev yapımı şaraplar ve reçine ile tatlandırılmış şarap retsina mutlaka denenmeli. Alkolsüz içeceklerden Türk üsülüne benzer şekilde pişirilen Yunan kahvesi ellinikos ve soğuk kahve frappe en çok tüketilenler arasındadır. Ellinikos içecekseniz şeker miktarını sipariş verirken belirtmeniz gerekir.
 
Nasıl Eğlenilir?
​Atina ziyaretçilerine çok çeşitli eğlence seçenekleri sunan bir şehir. Güneş batıp da akşam olunca şehir sabaha kadar sürecek eğlencelerle canlanır. Atina’nın eğlence hayatıyla ilgili bilmeniz gereken en önemli şey ise eğlenmek için biraz uykusuz kalmayı göze almanızın gerekmesi, çünkü akşam yemekleri genelde geç yenir ve yemekleri takiben tiyatrolara gidilir. Gece hayatı ise gece yarısından önce başlamaz.
 
Atina denilince ilk akla gelen eğlence Yunan tavernasıdır. Yunan lezzetlerini, uzo (Yunan rakısı) eşliğinde tadıp bir yandan da geleneksel Yunan müzikleriyle eğleneceğiniz tavernalar Atina’nın geneline yayılmıştır. Geleneksel bir Yunan eğlencesi için özellikle Plaka’daki tavernalardan birini tercih edebilirsiniz.
 
Tavernalar dışında kulüpler, caz barları, canlı müzik dinleyebileceğiniz mekânlar da Atina’nın gece hayatını renklendiriyor. Şehrin büyük kulüpleri sahil kesiminde yer alırken merkezde daha küçük eğlence yerleri vardır.
 
Tiyatro
 
Atina’da eğlenceli vakit geçirmek için bir diğer seçenek de tiyatrodur. Komedya ve trajedyanıntragedyanın çıkış yeri Antik Yunan olduğu düşünüldüğünde Atina’ya gelip de bir tiyatro izlemeden gitmek olmaz. Atina’da yaklaşık olarak 50 tane tiyatro vardır. Ulusal Tiyatro’da en dikkat çekici performansları izleyebilirsiniz. Petropolis’teki Petra Tiyatrosu İngilizce oyunlar da sergiler. Likavittos Tiyatrosu, Technopolis, Herodes Atticus ve Epidauros Tiyatrosu, antik ve modern Yunan tiyatrosunun en güzel örneklerini izleyebileceğiniz belli başlı tiyatrolar arasında yer alırlar. Ayrıca Hellenic Festival kapsamında da pek çok tiyatro oyunu izleyicilerle buluşur.
 
Müzik
 
Kış sezonunda Atina Konser Salonu (Megaro Mousikis)’nda çeşitli konserler düzenlenir. Ayrıca Yunan Ulusal Operası’nın sahneye koyduğu dans ve bale gösterilerini de burada izleyebilirsiniz. Half Note Jazz Club ve Stoa Athanaton gibi rembetiko ve caz kulüpleri de kaliteli müzik dinleyebileceğiniz yerlerden. Likavittos Tiyatrosu’nda yerli ve yabancı müzisyenlerin performanslarını izleyebilirsiniz.
 
Güncel eğlence, sanat ve konser bilgilerine ulaşmak için her Cuma haftalık olarak İngilizce yayınlanan Athens News gazetesini edinebilirsiniz. Athinorama da detaylı bir kent rehberi olarak edinebileceğiniz yayınlardan biri.
 
Spor
 
Olimpiyatların doğduğu yer olan Atina hem katılımcı hem de izleyici olabileceğiniz pek çok spor alternatifi sunuyor. Özellikle, ev sahipliği yaptığı 2004 Atina Olimpiyatları, uluslararası turnuvalar ve dünya şampiyonaları Atina’nın spor turizmini de oldukça canlandırmış. Bu spor faaliyetleri sayesinde varolanvar olan spor komplekslerine daha modern ve yeni kompleksler eklenmiş. Böylece hem Atinalıların hem de Atina’ya gelen turistlerin atletizmden futbola ; tenisten sörfe kadar sevdikleri her tür sporu keyifle yapabilmeleri sağlanmış. Bütün bunlara ek olarak oteller de misafirlerine geniş spor olanakları sunmaya başlamış. Şehrin deniz kıyısına yakınlığı, yapılan su sporlarının çeşitliliğinin artmasını da sağlamış. Merkezden yarım saat uzaklıkta yelkencilikten dalışa; yüzmeden, sörfe kadar pek çok su sporunu yapabileceğiniz alanlar mevcut. Atina’da yapılabilecek belli başlı spor faaliyetleri ise şöyle:
 
Atina Maratonu
 
Pek çok büyük şehrin olduğu gibi Atina’nın da her yıl düzenlenen bir maratonu var. Atina’yı diğer şehirlerden ayıran özellik ise “maraton”un çıkış yerinin Atina olmasıdır. M.Ö. 490 yılında, Yunanların Pers leri yendiği haberini ulaştırmak üzere Marathon kasabasından Atina’ya 42 km koşan ve Atina’ya ulaştığında sadece savaşı kazandıklarını söyleyip ölen Yunan askerin anısına koşular düzenlenmiş. Koşular 1896’da Olimpiyat Oyunları’nda yerini almış.
 
Maraton her yıl Kasım ayının ilk Pazarı koşulur. Sabah 8:30’da tarihi Marathon’dan başlayan koşu, Atina Panathinaic Stadyumu’nda son bulur. Katılımcıların 18 yaşını doldurmuş olmaları şartı vardır.
 
Adres: Syngrou No. 137 171 21 Atina
Tel: +30 210 935 1888
Web: www.athensclassicmarathon.gr
 
Atina Spartatlonu
 
Spartatlon, uzun mesafe düz yürüyüş müsabakasıdır ve her yıl Eylül ayının son Cuma günü Atina’da düzenlenir. Dünyanın en zor ve en önemli spartatlon parkuru olan Atina Spartatlonu’nun diğer bir özelliği de tarihi bir geçmişinin olması. Atina Maratonu gibi bu etkinlik de bir askerden esinlenilerek ortaya çıkarılmış. Hikaye ise şöyle: Atinalı bir ulak, komutanı tarafından, Atina için yardım istemek üzere Sparta’ya gönderilmiş ve yola çıktığının ertesi günü Sparta’ya ulaşmış ve gösterdiği bu üstün başarı sayesinde Atina’ya gereken yardım gecikmeden gelmiş.
 
Bu 246 km’lik yarışa katılmak isteyenlerin sabah saat 07:00’de Akropolis’teki Propylae’de hazır bulunmaları gerekiyor.
 
Festival
 
Atina ziyaretçilerine çok çeşitli festival seçenekleri sunar. Yaz mevsiminde düzenlenen festivallerin mekânları çoğunlukla açık alanlarken, kış festivalleri genellikle Atina Konser Salonu’nda düzenlenir. Belli başlı Atina festivalleri ise şunlardır:
 
Hellenic Festival (Athens and Epidaurus Festival – Atina Festivali)
 
50 yılı aşkın süredir şehrin dört bir yanında düzenlen bu festival, Haziran ayında başlar ve Eylül sonuna kadar devam eder. Festivalde modern ve antik tiyatro, bale, opera, caz ve klasik müzik konserleri, danslar ve solist performanslarının en güzel örneklerini izleyebilirsiniz. Festivalin düzenlendiği mekânlar arasında; Odeon of Herodes Atticus, Peiraios 260, Scholeion, Atina Konser Salonu ve Epidaurus Antik Tiyatrosu bulunmakta. Yaz boyu süren festivalin programına ve detaylı mekân bilgisine web adresinden ve Syntagma Meydanı’daki gişeden ulaşabilirsiniz.
 
Adres: Panepistimiou No.39, Atina
Tel: +30 210 322 1459
Web: www.greekfestival.gr
 
International Jazz & Blues Festival (Uluslararası Jazz & Blues Festivali)
 
International Jazz & Blues Festival, her yıl Haziran ayında Lycabettus Tiyatrosu’nda jazz ve blues severleri ağırlıyor.
 
Rockwave Festival
 
Her yaz Temmuz ayında Atina’da düzenlenen 3 gün süren Rock müzik festivali, dünyaca tanınmış müzisyenleri ve müzik gruplarını ağırlıyor. Sadece Yunanistan’ın değil aynı zamanda Avrupa’nın da en büyük Rock festivallerinden biri olan Rockwave; Metallica, Dream Theater, Led Zeppelin gibi Rock müzik ikonlarını ağırlamıştır.
 
European Music Day (Avrupa Müzik Günleri)
 
3 gün, 3 gece kesintisiz süren bu festival hem yerli hem de yabancı müzisyenleri ve müzik gruplarını Atina’ya konuk ediyor.
 
Web: www.musicday.gr
 
Bahar Bayramı
 
Atina her yıl Mayıs ayında baharın gelişini bu festivalle kutlar. Şehrin her yanı rengârenk düzenlenmiş çiçeklerle süslenir. İlk olarak 1930’larda Kifissia Park’ta düzenlenen bu festivalin günümüzdeki odak noktası Syndagma Meydanı’dır. Festivalin en güzel aranjmanlarını ve kutlamalarını bu meydanda bulabilirsiniz.
 
International Petra Festival
 
Hellenic Festival’e yeni bir rakip de Petra Festivali’dir. Petra Tiyatrosu’nda gerçekleştirilen bu festival de Hellenic Festival gibi dört ay sürer. Haziran – Eylül ayları arasında düzenlenen festivalde özellikle dünyaca ünlü perküsyon performansları sergilenir. Ayrıca hem profesyonel hem de amatör tiyatroların, müzik ve dans topluluklarının gösterileri izlenebilir.
 
August Moon Festival (Ağustos Dolunayı Festivali)
 
Ağustos ayı Atina’nın en sıcak ve en kalabalık olduğu aydır. Bu dasıcağı çekilir hâle getiren festivallerden biri de August Moon Festival’dır. Ağustos ayındaki dolunayın bütün yıl boyunca görülebilecek en parlak dolunay olduğuna inanılır ve dolunayın belirdiği akşam festival düzenlenir. Festival gününde Atina’nın Akropolis, Agora, Odeon of Herodes Atticus da dâhil olmak üzere bütün mesire yerleri ücretsizdir. Festival günü boyunca opera performansları, Yunan dansları ve klasik müzik konserleri düzenlenir. Ağustos ayında Atina’da olanlar bu festivale mutlaka katılmalı.
 

______www.grupbileti.com______

Seyahate gitmek isteyen grubunuz grupbileti.com dan nasıl faydalanabilir , Grup olarak bir Seyahat etmeye karar verdiniz ve otobüs kiralamanız gerekiyor.En Ucuz fiyata İstediğiniz boyutta otobüs kiralama konusunda yapmanız gereken Otobüs Kiralama Talep Formunu doldurmalısınız.. Toplu olarak yapacağınız seyahati uçak ile gerçekleştirecekseniz yine yapmanız gereken sadece Grup Uçak Bileti Talep Formunu doldurmaktır. www.grupbileti.com Yurtiçi ve Yurtdışı Tüm tatil planlarınızda Grup Uçak Bileti temin etmek için hizmetinizdeyiz , Formu doldurmadan Whatsapp whatsapp iletisim tan bize ulaşabilirsiniz.Tekli Olarak Uçak bileti almayı düşünüyorsanız en Ucuz Uçak biletini www.ucakbiletiall.net sitemizden alabilirsiniz

 

 

Etiketler » Atina Grup Uçak Bileti Al   » Atina Grup Uçak Rezervasyonu   » Atina Toplu Uçak Bileti  
Google ARA: #İstanbul #Atina Grup #UçakBileti


Haberler