İstanbul Brüksel Grup Uçak Bileti Al - Grup uçak bileti , Otobüs kiralama , Gezi turları , Transfer Hizmeti - GrupBileti.Com

İstanbul Brüksel Grup Uçak Bileti Al

GRUP UÇAK BİLETİ TALEBİ İÇİN TIKLAYIN
Geçtiğimiz iki bin yıldır savaşlarla, anlaşmazlık ve ayrılıklarla pek çok çalkantılara sahne olan ve hatta orta çağ döneminden 1830 yılında ilan ettiği bağımsızlığına kadar yaşanan savaşların, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nın ardından “Avrupa’nın Savaş Alanı” adıyla anılmaya başlanan bir ülke; Belçika. Bu kadar savaş ve çalkantılardan sonra günümüzde oluşturduğu konumu ise geçmişi adeta yaşanmamış kılıyor: Belçika; NATO dahil pek çok uluslararası organizasyonun genel merkezini bünyesinde barındırmasıyla, Avrupa Birliği’nin kurucu üyeleri arasında yer alıp aynı zamanda AB yönetim merkezlerine de ev sahipliği yapıyor olmasıyla tam bir barış elçisi olarak karşımıza çıkıyor.
 
Brüksel ise, şehir merkezi ve çevresinde karşılaşacağınız devasa yönetim binaları ile işte bu otoriter atmosferin capcanlı bir yansıması. Otoriter duruşunun yanı sıra sanatı, tarihi, büyükşehir karmaşasını ve kırsallığı; ince bir süzgeçten geçirip kendine has duruşunu ortaya koymuş: Alabildiğine yeşil düzlüklerin alabildiğine görkemli şehir ile; şehrin her detayında karşınıza çıkacak sanat dokunuşlarının oldukça kozmopolit bir nüfus ile; Belçika, Avrupa ve hatta dünya diplomasisinin Avrupa’nın karmaşık ve kanlı canlı tarihi ile buluştuğu bir şehir...
 
Avrupa'yı içeriden fethetmek; maksimum görselliğin, lezzetin ve ihtişamın tadına varmak istiyorsanız seyahat rotanızı Brüksel'e doğru çevirebilirsiniz… Şehre adımınızı attığınız anda otoriter mimarisi ile “ben tarihim, ben başkentim, ben güçlüyüm” diyor adeta.
 
Şimdi Brüksel’i detaylıca incelemekte; nerede ne yapılır, ne yenir, ne içilir, başka nerelere gidilir; tüm bunlara göz atmakta fayda var.
 
Nereler Gezilir?
Brüksel’i; gelişmiş toplu taşıma sistemi sayesinde, oldukça uygun bir bütçe ayırarak keşfetmek mümkün. Yürümeyi ve attığınız her adımda başka bir güzelliğin (bir ağacın, bir bina süslemesinin, bir yol kıvrımının…) tadına varmayı sevenlerdenseniz, ayağınıza rahat bir ayakkabı takıp rahat giysiler tercih ederek Brüksel’in merkezi bölgesini özgürce dolaşabilirsiniz.
 
Şehrin merkezini keşfettikten sonra size önereceğimiz bazı önemli rotalara uğramadan etmeyin. Brüksel’e kadar gelmişken civar şehirler olan Anvers (Antwerpen), Brüj (Brugge) ve Ghent’i de “görmeden gelme” listenize eklemelisiniz.
 
Şehir merkezi
 
Grote Markt
 
Eğer bir mimari aşığıysanız, bir binanın ufacık bir süslemesi, göğe doğru yükselen kubbelerin ihtişamı ya da koca bir meydan etrafına toplanmış görkemli yapıtlar nefesinizi kesebiliyorsa; Grote Markt mutlaka görmeniz gereken bir bölge.
 
Grote Markt, yüzyıllardır şehrin kalbi olarak yer almış. Giderek gelişmesiyle birlikte buradaki dükkanlar hızla artmaya ve binalar sıkışık bir nizam hâlinde yer almaya başlamış. 13. yüzyıla gelindiğinde bu kargaşanın önlenmesi ve şehrin merkezinde ferah bir alanın açılması amacıyla pek çok bina yıkılmış ve bunun sonucunda nefes almayı ve rahatlamayı mümkün kılan devasa bir meydan oluşturulmuş.
 
 
 
Bu alanda, Belediye Binası’nın inşa edilmesinin ardından çevre binalar da ilhamlarını buradan almış ve birbirleriyle uyumlu çizgiler taşıyan görkemli yapılar Grote Markt bölgesini çevrelemiş. 1695 yılında Fransa Kralı’nın burayı bombalatmasından sonra ise sadece Belediye Binası’nın kulesi ile birkaç ev ayakta kalabilmiş. Ardından bir restorasyon yapılmasına karar verilmiş. Böylece günümüzde şahit olduğumuz cepheleri Grote Markt meydanına bakan binalar inşa edilmiş.
 
Bir not: Brüksel’in genelinde pek çok binanın görsel açıdan birbirleri ile uyumlu olduklarını fark edeceksiniz.
 
Belediye Binası (Hôtel de Ville)
 
Grote Markt’ta bulunan belediye binası, Brüksel ve Belçika açısından büyük önem taşıyor. 1990’lı yıllarda pek çok topluluk, din ile ilgili olan binalarını ayakta tutmaya çalışırken Brüksel yetkilileri, şehirle ilgili konulara odaklanmayı; belediye binalarını restore etmeyi tercih etmişti.
 
_
Binanın daha önce bir çan kulesi olan 96 metre yüksekliğindeki kulesi 1450 yıllarına kadar dayanır. Kulenin üstünde şehrin koruyucusu olduğuna inanılan başmelek Michael bulunmaktadır. Ana girişte bulunan aslanlı merdivenler ise 1770 yıllarında eklenmiştir. Binanın iç mekânı da oldukça şaşaalıdır. Oldukça ince işlenmiş toplantı salonu halk konseyinin buluşma noktasıdır, mahkeme salonu ise düğünler için kullanılmaktadır. Bazı koridor ve salonlarda şehir için emeği geçmiş konsey üyeleri ile şehre güç katmış pek çok soylu ailenin resim ve heykelleri yer almaktadır.
 
Belediye Binası’nı yakından tanımak isteyenler Nisan-Eylül ayları arasında Salı-Çarşamba 15.15, Pazar 10.45 ve 12.15 saatlerinde İngilizce yapılan rehber turlarına katılabilirler.
 
Binanın birinci katında bir Turist Ofisi bulunmaktadır.
 
Katedral
 
Cathédrale des Sts-Michel-et-Gudule, koruyucu başmelek Michael’a adanmış, 1047 yılında kilise olarak kurulmuş bir katedral. Gudule ise Flandralı bir azizedir ve ona ait bazı kalıntılar burada saklanmaktadır. Kilise, 1962 yılında katedral statüsü kazanmıştır.
 
 
Ziyaret saatleri: Pazartesi-Cuma: 08.00 – 18.00
Cumartesi-Pazar: 08.30 – 18.00
 
Rehber hizmeti: Ücretsiz rehber turu almak istiyorsanız 02 219 68 34 no’lu telefondan yardım alabiliyorsunuz.
 
Sekreterlik: Rue du Bois Sauvage 15, 1000 Brüksel
Tel: +32 (0)2 217 83 45
 
Manneken Pis
 
Grote Markt’tan çıkıp etrafta şöyle bir gezinmeye karar verip biraz dolaştıktan sonra pek çok turistin bir noktaya odaklanıp bir şeyin fotoğraflarını çektiğini fark edeceksiniz. İşte bu, Brüksel’in ünlü “çiş yapan çocuğu”dur. Çıplak olarak görüntülenmekten hiç kaçınmayan bu dostumuzun ayrıca gardırobunda aşağı yukarı 800 kostümü bulunmaktadır.
 
 
Gezintiniz boyunca onun yanına ara sıra uğrayarak farklı kostümlerini görme şansı bulabilirsiniz. Manneken Pis’in üzerinde kostüm varken su yerine bira ile “çiş yaptığı” ise söylentiler arasında.
 
Onun bir kopyasını eve götürmek isterseniz de hemen yanı başında pek çok dükkânda anahtarlık, mıknatıs, biblo gibi pek çok hediyelik ile karşılaşacaksınız.
 
Manneken Pis, rue de l’Etuve ile rue du Chêne’in birleştiği noktada, Grote Markt’a sadece birkaç yüz metre uzaklıkta bulunuyor.
 
Müzik ve ışık şovları
 
 
Yılın neredeyse her anında Grote Markt meydanında klasik müzik eşliğinde inanılmaz müzik şovları gerçekleştiriliyor. Güneşin batış saatine göre bu şovlar 21.30 civarı başlıyor, 23.15’te bitiyor. Bu saatler arasında iki kere 15’er dakikalık sürelerle gerçekleşen ışık şovlarının tam olarak hangi saatlerde gerçekleşeceğini meydanda göreceğiniz bilgi panolarından öğrenebilirsiniz. Mutluluk hormonlarınızı yüzde yüz harekete geçirecek bu görsel şöleni asla kaçırmamalısınız.
 
Atomium
 
Brüksel Uluslararası Fuarı için 1958 yılında mühendis André Waterkeyn tarafından tasarlanan Atomium, Brüksel’in önemli turistik cazibelerinden. Demir kristali hücresinin 165 milyon defa büyütülmüş hâli.
 
_
Hem mimari bir yapıt hem de bir heykel olarak düşünülebilecek Atomium, pek çok Brüksel yapıtı gibi geleneklere karşı çıkan bir eser. Yüzyıllar boyunca kuleler ile, piramitler ya da katedraller ile yükseğe, en yükseğe erişmeyi hedeflemiş insanoğlu; burada sadece insanın fen bilimleri ile buluşmasını vurgulamaktadır.
 
Dokuz küre, tüp geçitler ile birbirleriyle bağlantılıdır. Ziyaretçiler iki küre hariç her bir küreyi gezebilmektedir. Küreler arası tüp geçitlerde yürüyen merdivenler bulunmakta ve geçişler bu sayede daha hızlı olabilmektedir. Küreler arası uzaklık nedeniyle tüp geçitler hafif esnemekte ve geçiş sırasında ziyaretçilere büyük heyecan yaşatmaktadır.
 
İki küresi güvenlik nedeniyle ziyarete kapalı olan Atomium’da her bir küre ziyaretçileri apayrı bir Brüksel manzarası ile buluşturur.
 
Bir not: Atomium girişinde bir asansör bulunmaktadır. Asansör kuyruğunda beklemek haftasonlarında ya da tatil günlerinde 30-45 dakika arası vaktinizi alabilir. Kendinizi ona göre ayarlamanızı tavsiye ederiz. Girişte bilet de almanız gerekecek. Bu da ortalama 15 dakika vaktinizi alacaktır.
 
Ziyaret saatleri: 10.00 – 19.00
Bilet gişeleri saat 18.00’de kapanır.
Perşembe günleri Atomium 10.00-22.00 arası açık kalmaktadır. Bilet gişeleri ise 21.00’de kapanır.
 
Adres: ASBL ATOMIUM - Atomium Meydanı, 1020 Brüksel
Tel: +32 (0)2 475 47 77
 
Mini Europe
 
Bu, İstanbul’dan tanıdık olduğumuz bir konsept. Miniaturk’e oldukça benzeyen Mini Europe’da isminden de anlaşıldığı gibi Avrupa’nın pek çok önemli noktaları ve eserleri yer alıyor. Paris’ten Eyfel Kulesi, Almanya’dan Brandenburg Kapısı, Slovakya’dan Mavi Kilise, Portekiz’den Guimarães Kalesi, Yunanistan’dan Akropolis bazı örneklerden.
 
 
Mini Europe’u Atomium’a çıktığınızda yukarıdan rahatlıkla görebiliyorsunuz. Eserleri daha yakından keşfetmek isterseniz de parkı mutlaka ziyaret etmelisiniz.
 
Adres: Mini-Europe - Bruparck, B-1020 Brüksel
Bilgi hattı: 02 478 05 50
Tel: +32 (0)2 474 13 13
 
Belçika Karikatür Merkezi
 
Tintin’i ve Belçika’nın pek çok ünlü karikatür kahramanını görmek için burayı mutlaka ziyaret etmelisiniz. Çeşitli karikatür kitapları ve aksesuarları alabileceğiniz dükkânına da uğramayı unutmayın.
 
Ziyaret saatleri: 10.00 – 18.00
Adres: Zandstraat / Rue des Sables 20, 1000 Brüksel
 
Parc du Cinquantenaire
 
Parc du Cinquantenaire, Belçika’nın Altın Çağları’nın bir simgesidir. Kral 2. Leopold, burayı bu altın dönemin bir anıtı olarak inşa ettirmiştir. Gündüzleri ayrı, geceleri ayrı bir güzelliğe sahip olan bu parka kesinlikle uğramanızı tavsiye ediyoruz. Burada güzel ve sakin bir yürüyüş yapabilirsiniz.
 
Müzeler
 
Brüksel’de müzeleri gezmeden önce Brüksel Müze Kartı ile tanışmanızı öneririz. 24 saat için 20 €, 48 saat için 28 € ve 72 saat için 33 € ödeyeceğiniz müze kartlar hakkında buradan bilgi edinebilir ve hatta site üzerinden müze kartınızı indirimli olarak satın alabilirsiniz. Müze kartınızı ayrıca ücretsiz ulaşım için de kullanabiliyorsunuz.
 
Musées Royaux des Beaux Arts de Belgique / Güzel Sanatlar Müzesi
 
Le Musée d'Art Ancien / Antik Sanat Müzesi
 
Antik Sanat Müzesi; 15. yüzyıl ve 18. yüzyıl arası dönemlerden resim, heykel, çizim gibi pek çok eseri bünyesinde barındıran bir müze olarak karşımıza çıkıyor.
 
Müzede; 15. yüzyıldan Rogier van der Weyden, Petrus Christus, Dirk Bouts, Hans Memling ve Hieronymus Bosch gibi pek çok sanatçı ile; 16. yüzyıldan Bruegel ve 17. ve 18. yüzyıldan ise Pierre-Paul Rubens, Jacob Jordaens ve Anthony van Dyck eserleri ile buluşma fırsatı bulacaksınız.
 
Bir sanat meraklısıysanız ve Belçika’da sanatın gelişimini ve sanat tarihini keşfetmek istiyorsanız bu müzeye uğramadan Brüksel’den ayrılmayın.
 
Adres: 3 rue de la Régence, 1000 Brüksel
Tel: +32 (0)2 508 32 11
 
Le Musée d'Art Moderne / Modern Sanat Müzesi
 
18. yüzyıldan modern çağa kadar pek çok sanat eserini bünyesinde barındıran Modern Sanat Müzesi, ziyaretçilerine Antik Sanat Müzesi’nde şahit olacakları sanatsal evrimin devamını aktarıyor.
 
 
Adres: Place Royale 1-2, à 1000 Brüksel
Tel: +32 (0)2 508 32 11
 
Le Musée Antoine Wiertz / Wiertz Müzesi
 
Wiertz Müzesi, pek çok tartışmalı esere imzasını atmış ve Belçika Romantik akımının temsilcilerinden olan Antoine-Joseph Wiertz (1806 -1865)’e adanmış bir müze. Resimlerini genellikle büyük ebatlı tuvaller üzerinde, birbirleri ile uyum içinde olmayan oranlar ile oluşturmayı tercih eden Wiertz; göz alıcı portre ve kişisel portreleri, çeşitli heykelleri ve büyük incelikle işlediği resimlerinin yanı sıra, güçlü yazar kişiliği ile de dikkatleri çeken bir sanatçı.
 
Adres: Rue Vautier 62, 1050 Brüksel
 
Le Musée Constantin Meunier / Constantin Meunier Müzesi
 
19. yüzyılın sonlarına doğru uluslararası ün sahibi olan Constantin Meunier (1831-1905)’nin çalışmalarını gerçekleştirdiği ev stüdyosu, Belçika Devleti tarafından yenilenerek müzeye dönüştürülmüştür.
 
Constantin Meunier; resimleri, çizimleri ve heykelleri ile oldukça yaratıcı bir sanatçı olarak temsil ettiği akıma damgasını vurmuştur.
 
Adres: Rue de l'Abbaye 59, 1050 Brüksel
Tel: +32 (0)2 648 44 49
 
Autoworld
 
Otomobillere ve otomotiv endüstrisine ilgi duyuyorsanız Parc du Cinquantenaire’de mutlaka uğramanız gereken bir müze bulunduğunu asla aklınızdan çıkarmayın.
 
Hepsi orijinal olan 300’den fazla otomobil ile burada karşılaşacak ve otomotiv endüstrisindeki ihtişamlı gelişmeleri bu otomobiller sayesinde keşfedebileceksiniz.
 
Adres: Parc du Cinquantenaire 11, 1000 Brüksel
Tel: +32 (0)2 736 41 65
Web: www.autoworld.be
 
Le Musée des Enfants asbl / Çocuk Müzesi
 
Brüksel, beraberinizde getireceğiniz küçük misafirlerinizin gönlünü hoş tutacak bir alternatif de sunuyor. Sergilerin tümü çocukların kendilerini ve çevrelerini tanımalarını amaçladığından; çocuk müzesinde katılımcılar boyalarla oynayabilirken, bir oyunda aktör, bir masalda kahraman olabiliyor. İhtiyaçlarını ve yetenekleri keşfedip duygularını ifade etmeyi öğreniyor.
 
Adres: Rue du Bourgmestre 15, 1050 Brüksel
Tel: +32 (0)2 640 01 07
Web: www.museedesenfants.be
 
Musée du Cacao et du Chocolat / Çikolata Müzesi
 
Üç katlı bu müzede çikolatanın geçmişini, Avrupa’ya getirilişini, çikolatadan yapılan çeşitli heykel ve kıyafetleri keşfederken; birbirinden çeşitli çikolataları da tatma şansına kavuşacaksınız. Müzede, gerçek çikolata aşıklarını da mükemmel lezzetler sunan bir çikolata dükkânı bekliyor olacak.
 
 
Adres: Rue de la Tête d'Or 9, 1000 Bruksel
Tel: +32 2 514 52 05
Web: www.mucc.be
 
Institut Royal des Sciences Naturelles de Belgique / Doğa Bilimleri Müzesi
 
Doğa bilimleri müzesinde, pek çok hayvan ve bitki türü ile tanışma fırsatına sahip olacaksınız.
 
Adres: Vautierstraat 29, 1000 Brussel, Belgium
Tel: +32 (0)2 627 42 38
Web: www.sciencesnaturelles.be
 
Civar bölge ve şehirler
 
Brüksel’e kadar gitmişken mutlaka ziyaret etmeniz gereken civar bölgeler ve şehirler de var. Buralara Brüksel’den günübirlik geziler düzenleniyor. Şehirler arası ulaşımı trenle ya da bir araç kiralayarak yapabilirsiniz. Brüksel’de tren istasyonlarından bilgi alabilirsiniz.
 
Waterloo
 
Belçika’da yapılan Waterloo Savaşı, ülke ve hatta Avrupa tarihi açısından son derece büyük önem taşımaktadır. Waterloo’nun önemi; İngiltere, Prusya, Belçika ve pek çok Avrupa ülkesinin bir araya gelerek Napoleon Bonaparte’nin Fransa liderliğini tekrar ele geçirmek için yaptığı saldırıları durdurduğu konum olmasından kaynaklanmaktadır. 18 Haziran 1815’te gerçekleştiği varsayılan savaşta Napolyon’un Mart 1815’te başlattığı Yüz Gün Savaşları son bulmuştur.
 
 
Waterloo bölgesi savaştan sonra günümüze kadar pek çok değişiklik yaşamış olsa da, savaştan hemen sonra pek çok insanın yoğun ilgisini çekmesiyle turistik bir bölgeye dönüşmüştür. Savaşı anan bazı eserleri ve alabildiğine yeşil alanları ile Waterloo, tarih ve doğa meraklılarının mutlaka görmek isteyecekleri bir bölge.
 
Anvers (Antwerpen)
 
Brüksel’de karşılaşacağınız otoriter ve bürokratik atmosfer, Anvers’te kendini ticari bir görünüme bırakıyor. Schelt nehri boyunca kurulmuş olan Anvers, İngiltere’den Orta Avrupa’ya giden yol üzerinde bulunduğundan, oldukça önemli bir liman şehri. Ayrıca Rönesans döneminde, sanatçı Peter Paul Rubens ve filozof iş adamı Christophe Plantin’in etkileriyle Anvers, Avrupa’nın kültürel başkentlerinden biri olarak yer almış.
 
Anvers’te 14. ve 15. yüzyıllarda Gotik tarzda inşa edilmiş Onze-Lieve-Vrouwe-kathedral (Lady’mizin Katedrali) mutlaka görmeniz gereken eserlerden biri. Katedrale girdiğinizde içeride sizi Rubens’in baş döndürücü eserleri bekliyor olacak. Katedral çevresindeki kafelerde çay ve kahvelerinizi yudumlayarak hem çevre mimarisinin tadını çıkarabilir hem de Anvers’te akıp giden ticari hayatı gözlemleyebilirsiniz.
 
 
Nehir boyunca batıya doğru ilerlediğinizde Anvers’in şehir meydanına (Grote Markt) ulaşacaksınız. Meydanda bulunan süslemeli, ihtişamlı binalar; Anvers’in ticari gücünün somut bir göstergesi olarak karşınıza çıkacak. Burada bulunan belediye binası ise mimari açıdan görsel bir şölen adeta.
 
Yazları nehir boyunca sık sık düzenlenen bot turları ile kıyı boyunca Anvers yaşam tarzını ve mimarisini inceleme fırsatını yakalayabilirsiniz.
 
Rubens’in zengin ailelerin portrelerini yaparak kazandığı gelir ile yaptırdığı evini de Anvers’te ziyaret edebilirsiniz. Burada ailesiyle 30 yıl boyunca yaşayan Rubens’in resimlerini, kişisel portrelerini, pek çok ihtişamlı heykelini ve iç mimari konusundaki detaylı seçimlerini yakından görme şansınız olacak.
 
Brüj (Brugge)
 
Orta Çağ döneminde Kuzey Avrupa’da stratejik ve ticari konumu nedeniyle oldukça gelişmiş olan Brüj, 15. yüzyılda İngiltere’den ucuz tekstil ürünlerinin piyasaya sürülmesiyle tüm gücünü kaybetmiş ve o günden bugüne tekrar toparlanma şansını yakalayamamış. İşte bu yüzden, orta çağ dönemini en iyi şekilde yansıtan özellikleriyle Brüj; tarihi binaları sayesinde turistlerin uğrak noktalarından biri oluvermiş.
 
 
Yürüyerek, şehir turu yapan faytonlara binerek ya da su kanalları boyunca sakin geziler düzenleyen sandalları tercih ederek tüm Brüj’ü keşfetmeniz mümkün. Vaktiniz varsa, hem faytonlar hem de sandallar ile Brüj turu yapmanızı tavsiye ederiz. Böylece her defasında farklı bir güzelliğe şahit olma şansını yakalayacak; döndüğünüz her köşede, attığınız her adımda fotoğraflanması gereken muhteşem kareler ile karşılaşacaksınız. Mart ayından Kasım ayına kadar faydalanabileceğiniz sandal turlarına şehir merkezinden kayıt olabiliyorsunuz.
 
Doğa güzelliklerinin yanı sıra Brüj sanat ve sanat tarihi ile de ilgileniyorsanız Jan van Eyck, Rogier van der Weyden, Hans Memling ve Petrus Christus gibi pek çok Flaman ustanın eserlerini bünyesinde barındıran ve Dijver Caddesi’nde bulunan Güzel Sanatlar Müzesi’ne mutlaka uğramalısınız.
 
Gent
 
12. yüzyılda ticari ve stratejik konumu ile oldukça gelişmiş olan Gent, bugün de modern bir ticari şehir olarak karşımıza çıkıyor. Gent’in en önemli özelliği, bünyesinde bir üniversite barındırıyor olması. Böylece genç bir nüfusa sahip olan Gent’te hayat Brüj ile kıyaslandığında çok daha hareketli.
 
 
Pek çok mimari esere ve sanat eserine ev sahipliği yapan Gent’e, sadece Korenlei üzerinde dizilmiş binaların süslemelerine şahit olmak için bile gitmenizi tavsiye ederiz.
 
Ne Yenir?
​Brüksel’de her bütçeye hitap eden geleneksel yemekler sunan pek çok restoran bulunuyor. Geleneksel yemeklerin yanı sıra, yaratıcı aşçıların kendi icatlarıyla çeşitlendirdiği lezzetler de cazip tatlar sunuyor. Belçika yemekleri ile birlikte Brüksel’de Çin, Yunan, Fas, Fransız, Vietnam, Japon ve Türk yemekleri sunan restoranlara da rastlamak mümkün. Tabii ki bizim tavsiyemiz Brüksel’e gitmişken başka ülkelerin değil, Belçika’nın lezzetlerini tatmanız.
 
Brüksel’de restoranlarda sigara içilmiyor.
Bazı kafe ve büfe tarzı yerlerde sigara içmak mümkün.
 
Ne zaman yenir içilir?
 
Brüksel’de yemek saatlerinizi organize bir şekilde ayarlamalısınız zira restoranlar sadece belirli saatlerde açık oluyor.
 
Öğle yemeğini 12.00 ila 14.30 saatleri arasında, akşam yemeğini ise 18.30 ile 10.30-11.00 saatleri arasında yiyebilirsiniz. Güzel bir yemek istiyorsanız bu saatleri beklemeniz şart. Fakat çok acıktıysanız ve bir şeyler atıştırmanız şart olduysa çeşitli büfeler ve kafeler imdadınıza yetişiyor.
 
Brüksel’de bir de “cook and book” adında bir kütüphane restoran bulunuyor. Burası hem kütüphane hem restoran hem de bir şarap evi olarak dikkatleri çekiyor. İşte cook and book’un adresi: Av. Paul Hymans, 251. Buraya metro ile kolayca ulaşabilirsiniz.
 
Ana yemekler ve sebzeler
 
Belçika, ana yemeklerde en çok çeşitli güveçleriyle öne çıkıyor. Güveçlere, Belçika’da oldukça yaygın olan sebzeler eşlik etse de sebzelerin tek başına ana yemek olarak sunulduğu yemekler de var. En ünlü ana yemeklerden biri; waterzooï adı verilen, tavuk eti (ya da balık), patates, havuç, pırasanın beyaz kısmı, bulyon, krema, tereyağı ve yumurta sarısı ile hazırlanan bir yemek türü. Tadına daha fazla varmak istiyorsanız Waterzooï’yi sahanda denemenizi tavsiye ederiz.
 
_
Anguille au vert ise maydanoz, kuzukulağı ve adaçayı gibi yeşillikler ile yapılan yılanbalığı yemeği. Geleneksel Türk yemeklerinden vazgeçmeyenlerdenseniz bu yemeğin çok fazla hoşunuza gideceğini zannetmiyoruz fakat değişik tatlara açıksanız bu yemeği denemenizde bir sakınca görmüyoruz.
 
Chou rouge à la flamande ise elma, soğan, kırmızı şarap ve sirke ile birlikte pişirilen mor lahanadan bir başkası değil.
 
Brüksel’e her gittiğinizde farklı farklı ana menüler ile karşılaşabilirsiniz çünkü Brüksel’de restoranlar, her dönem menülerini sezon ürünlerine göre değiştirebiliyorlar.
 
Deniz mahsulleri
 
Brüksel ve Belçika’da deniz ürünleri denildiğinde akla ilk olarak beyaz şarap ve krema, hardal gibi çeşitli soslar ile tatlandırılmış midyeler geliyor. Her sabah kıyı bölgelerden Brüksel’e dumanı üstünde ulaştırılan midyeler, turistlerin gözde tatlarından biri.
 
_
Tüm deniz mahsüllerinin tadına bakmak, hepsini ayrı ayrı denemek istiyorsanız kendinize midyeden langusta, istiridyeden yengece, deniz salyangozundan karides ve deniz kestanesine kadar pek çok lezzetten oluşan bir deniz mahsulleri tabağı yaptırabilirsiniz. Rue des Bouchers caddesinde, buzun üstünde sizin onları tatmanızı bekleyen deniz mahsulleri arasından dilediğinizi seçerek, özel tabağınızı oluşturabilirsiniz.
 
Balıklardan ise tekir, levrek, somon ve dil balığını tercih edebilirsiniz.
 
Tatlılar
 
Belçika’da peynir çeşitleri tatlı olarak sunuluyor. Bunun dışında çeşitli krepler (özellikle elmalı), donutlar, kremalı çikolatalar, turtalar deneyebilirsiniz.
 
İçecekler
 
Belçika’da kahve, çay ve sıcak çikolata en yaygın içeceklerden. Pek çok iyi restoranın çok iyi koşullarda saklanan şarapları mevcut, daha küçük pastane ya da kafelerde ise ev yapımı şarapların tadına bakabilirsiniz.
 
Pèkèt olarak adlandırılan ve yerel olarak üretilen özel yapım cinleri de deneyebilirsiniz.
 
Ayrıca…
 
- Léon’da midyelerin tadına bakmadan
 
Brüksel’in en ünlü zincir restoranlarından Léon’da rezervasyonlar telefon ile yapılıyor: 02 511 14 15
 
- Ülkenin ünlü wafflelarından yemeden
Wafflecılara her köşe başında rastlayabilirsiniz. Bildiğimiz meyveli waffleların yanı sıra sadece çikolata soslu olan wafflelar mevcut. Brüksel’in ünlüsü ise sadece çikolatalı olanlar, gitmişken onları denemelisiniz.
 
- Çeşitli soslarla tatlandırabileceğiniz patates kızartmalarından yemeden
Place Jourdan / Jourdan Plein adı verilen bölgede Belçikalılar’ın övünmekle bitiremedikleri patates kızartmalarından mutlaka denemelisiniz. Bu patateslerin en önemli özellikleri; çok büyük doğranmaları; bir kısık ateşte önceden, bir de sipariş verdiğiniz anda yani toplam iki kere kızartılmaları ve mayonez başta olmak üzere sizin seçebileceğiniz özel sosların ayrıca sunulması.
 
- Belçika çikolatalarını tatmadan
Belçika çikolatası denildiğinde aklı başından gitmeyecek herhangi bir çikolatasever yoktur diye düşünüyoruz. Tatlılar ve çikolatalar ile aranız iyi ise tadını asla unutamayacağınız ve çeşit çeşit şekillilerini evinize götürmek isteyeceğiniz çikolatalar ile karşılaşacaksınız. Grote Markt bölgesi civarı, Belçika çikolatalarını tatmak için uygun bir yer.
 
- Gerçek çikolatalardan eritilmiş sıcak çikolata içmeden
Tadı damağınızdan gitmeyecek çikolatalardan eritilmiş sıcak çikolataları unutmak da o kadar kolay olmayacak. O kadar ki sadece bu tat için Brüksel’e tekrar tekrar gitmeyi planlamaya başlayacaksınız.
 
- 500 çeşit Belçika birasından birkaçını denemeden
Bira yapımı ile ünlü Belçika’da, birbirinden farklı tatları denemek mümkün. Tabii aşırıya kaçmamak kaydıyla.
 
Brüksel’den dönmeyi aklınızdan geçirmeyin.
 
Nasıl Eğlenilir?
​Opera ve bale
 
Théâtre Royal de la Monnaie (place de la Monnaie, 02 229 12 00)
 
Tiyatro
 
Théâtre National de la Communauté Wallonie-Bruxelles (boulevard Emile Jacqmain 111-15, 02 223 32 08)
 
Kukla gösterileri
 
Toone - Théâtre de Marionnettes, (Impasse Schuddeveld, Petite rue des Bouchers 21, 02 511 71 37)
 
Klasik müzik
 
Le Botanique (rue Royale 236, 02 218 41 55)
Palais des Beaux Arts (Kısaca Bozar adıyla anılıyor) (rue Ravenstein 23, 02 218 37 32)
 
Gece hayatı
 
Gece hayatı Brüksel’de oldukça hareketli. Gece kulüpleri genellikle gece 11’de açılıyor ve sabah saatlerine kadar buralarda hayat devam ediyor.
 
Le Sud (rue de l’Ecuyer 43), her yaşa hitap eden kafe-bar-gece kulübü tarzında popüler bir mekân.
 
L’Espace de Nuit Capitale (rue du Marché-aux-Fromages 10) ise, Grote Markt’ın hemen yakınında ünlü bir gece kulübü.
 
Grote Markt’ta bulunan turist ofisinden etkinlikler hakkında detaylı bilgiler veren broşürlerden almayı unutmayın.
 
Spor
 
Brüksel’in görkemli şehir hayatının uçsuz bucaksız yeşilliklerle bir arada olduğunu zaten söylemiştik. Bu da Brüksel’de geçirdiğiniz vakte, yeşillikler içerisinde yapılacak rahatlatıcı bir iki sporu da dâhil edebileceğiniz anlamına geliyor.
 
Kendinizi kuş seslerine, ağaçlara ve mis kokulu yapraklara teslim etmek istiyorsanız, Forêt de Soignes sizin seçiminiz olmalı.
 
Forêt de Soignes’de jogging ve koşu yapabileceğiniz gibi şehirdeki pek çok parkta da turlayabilirsiniz.
 
Bölge göletlerinde kano yapmayı veya deniz bisikleti ile turlamayı deneyebilirsiniz. Tervuren, Bois de la Cambre, Forêt de Soignes bölgelerinde bulunan göletlere uğrayabilirsiniz.
 
Bisiklet
 
Şehir merkezinde bisiklet kullanmayı imkânsız kılan bazı durumlar olsa da şehrin biraz daha dışında ormanlık alanlarda bisiklet yolları bulunuyor. Kentte bazı bölgelerde de bisiklet yollarına rastlamak mümkün. Brüksel’de bisiklet kiralamak oldukça kolay, pek çok tren istasyonunda köşebaşlarında bisiklet kiralama ofisleri bulabilirsiniz. Kask takmak ise bisiklet kullanıcıları için ihmal edilemez bir kural.
 
Festival
 
Çiçekten bir halı…
 
Renk renk begonyalar bir araya geliyor ve çiçekten bir halı oluşturuyor. Bloementapijt adı verilen bu festival iki yılda bir gerçekleştiriliyor.
 
Bir not: Işık şovları Grote Markt’ta yılın neredeyse her zamanı yapılmaktadır. Grote Markt çevresinin ihtişamlı mimarisi ile müzik eşliğinde ışık şovları birleştiğinde, nefes kesen bir deneyimle karşı karşıya kalıyorsunuz.
 
Ommegang
 
Brüksellilerin gelenek ve göreneklerini kutladıkları bu festivalin tarihi 1348 yılına kadar dayanıyor. Olay, işçi sınıfından Brükselli bir kadının (Beatrice Soetkens) rüyasında Meryem Ana’yı görmesiyle başlıyor. Meryem Ana Beatrice’ten, Anvers’e kadar gidip orada bulunan Meryem Ana heykelini Brüksel’e getirmesini ve bunun için Brüksel’de çok büyük bir kilise inşa edilmesini istiyor. Kendisini bu rüyanın etkisine kaptıran Beatrice, kocasının da yardımıyla tüm engelleri aşarak Meryem Ana Heykeli’ni Anvers’ten Sablon’a getiriyor. Bu duruma Anversliler de karşı gelemiyor çünkü Beatrice’in, heykeli Brüksel’e getirene kadar yaşadığı mucizelere tüm halk saygı duyuyor. Ve Omnegang Festivali’nin, dini nedenler ile bu şekilde başladığı söylenegeliyor.
 
Şimdi ise katılan herkesin geleneksel kıyafetler giydiği, çeşitli yöresel gösterilerin yer aldığı, benzersiz ışık şovları ile süslenen rengârenk bir şölen Ommegang. Ommegang Festivali’ne her yıl Temmuz ayının ilk Perşembesi şahit olabilirsiniz.
 

______www.grupbileti.com______

Seyahate gitmek isteyen grubunuz grupbileti.com dan nasıl faydalanabilir , Grup olarak bir Seyahat etmeye karar verdiniz ve otobüs kiralamanız gerekiyor.En Ucuz fiyata İstediğiniz boyutta otobüs kiralama konusunda yapmanız gereken Otobüs Kiralama Talep Formunu doldurmalısınız.. Toplu olarak yapacağınız seyahati uçak ile gerçekleştirecekseniz yine yapmanız gereken sadece Grup Uçak Bileti Talep Formunu doldurmaktır. www.grupbileti.com Yurtiçi ve Yurtdışı Tüm tatil planlarınızda Grup Uçak Bileti temin etmek için hizmetinizdeyiz , Formu doldurmadan Whatsapp whatsapp iletisim tan bize ulaşabilirsiniz.Tekli Olarak Uçak bileti almayı düşünüyorsanız en Ucuz Uçak biletini www.ucakbiletiall.net sitemizden alabilirsiniz

 

 

Etiketler » Brüksel Grup Uçak Bileti Al   » Brüksel Grup Uçak Rezervasyonu   » Brüksel Toplu Uçak Bileti  
Google ARA: İstanbul Brüksel Grup Uçak Bileti Al


Haberler