İstanbul Madrid Grup Uçak Bileti Al - Grup uçak bileti , Otobüs kiralama , Gezi turları , Transfer Hizmeti - GrupBileti.Com

İstanbul Madrid Grup Uçak Bileti Al

GRUP UÇAK BİLETİ TALEBİ İÇİN TIKLAYIN
Madrid, İspanya’nın başkenti ve Avrupa Birliği’nin Londra ve Paris’ten sonraki üçüncü en büyük şehridir. İspanya’nın politik merkezi Madrid; ayrıca finans, endüstri, kültür, sanat, medya, eğitim, bilim ve eğlence alanlarında ülkenin en önde gelen şehri konumundadır. Parlamento binasının ve birçok resmi dairenin bulunduğu bu başkent, aynı zamanda İspanya aristokrasisinin de yaşadığı yerdir.
 
İber Yarımadası’nın kuzeydoğusunda ve bölgenin ünlü platosu Castilian’ın tam ortasında bulunan Madrid, kendisinden en uzak şehirlerle bile arasında sadece 8 saatlik bir mesafe bulunmaktadır. Deniz seviyesinden 646 metre yükseklikte olan Madrid şehrinin tam ortasından ünlü Manzanares Irmağı geçmektedir. 
 
 
Madrid’in tarihi 9. yüzyılda, Arab Emiri I. Muhammed’in Manzanares Irmağı’nın sol kıyısında bir kale yaptırma düşüncesiyle başlamaktadır. 11. yüzyılda Kral VI. Alfonso tarafından Müslümanlardan alınan Madrid bölgesi; bu tarihten itibaren, bugün hepsi birer tarihsel miras niteliğinde olan birçok mimari yapı, cadde ve bulvarın inşa edilmesiyle birlikte zaman içerisinde önemli bir şehir hâlini almıştır.
 
Alışverişin her daim canlı olduğu caddelerin, tarihin izlerini tüm görkemiyle yansıtan bulvarlara kavuştuğu; seçkin kafelerin, ziyaretçilerini bir tabak tapas ve bir bardak horchata ile hareketli gecelere hazırladığı; Flâmenko ruhunun futbol coşkusuyla bütünleştiği Madrid, Avrupa’nın en çok merak edilen şehirleri arasındadır. 
 
6,5 milyonluk Madrid nüfusunun % 17’si göçmenlerden oluşmaktadır. Bu nedenle şehirde, yabancılara karşı her zaman hoşgörülü bir ortam bulunmaktadır. Azınlığın daha çok Latin Amerika, Avrupa, Asya, Kuzey Afrika ve Batı Afrikalı göçmenlerden oluştuğu bu kozmopolit şehirde söylenen en bilindik sözlerden birisi de şudur: ‘‘Madrid’deyseniz, Madridlisiniz!’’ 
 
Nereler Gezilir?
​Karasal bir iklime sahip olan Madrid’de, kışın karlı ve soğuk; yazın ise sıcak ve kurak geçmektedir. Dolayısıyla Madrid’e seyahat etmek için en uygun dönemler, ılıman bir iklime sahip olan ilkbahar ve sonbahar aylarıdır. Bu nedenle başkentin kalabalık olduğu aylar nisan, mayıs, haziran, eylül ve ekimdir.
 
Madrid, dünyanın en güvenilir şehirlerinden biri sayılmaktadır. Yine de Madrid seyahatinizin daha keyifli geçmesi için birkaç küçük noktaya dikkat etmelisiniz:
 
    Madrid’de az da olsa yankesicilik vakaları görülmektedir. Bu nedenle cüzdan başta olmak üzere her türlü değerli eşyanızı ön cebinizde tutmanız tavsiye edilmektedir. Aynı zamanda açık alanlarda kişisel eşyalarınızı mümkün olduğunca yakınınızda tutmaya özen göstermeniz gerekmektedir.
 
    Şehirde gezinti yaptığınız zamanlarda, otelde değerli eşya bulundurmamanız önerilmektedir.
 
    Geç saatlerde zorunda kalmadıkça metronun kullanılmaması tavsiye edilmektedir. 
 
    Madrid’de kötü herhangi bir durumla karşılaşıldığı zaman şehir merkezinde bulunan SATE (Servicio de Atención al Turista Extranjero) birimine başvurulmaktadır. Polis merkezine bağlı olarak çalışan SATE; kayıp eşya bildiriminden suç ihbarına, psikolojik destekten ülke elçilikleriyle irtibat kurmaya kadar turistlerin her türlü ihtiyaç ve problemine çözüm bulmak için çalışmaktadır.
 
Adres: Comisaría de Centro, C/ Leganitos, 19, Madrid
Telefon: 91 548 8537 / 91 548 8008
Çalışma Saatleri: 09:00 – 22:00
 
Prado Müzesi (Museo del Prado)
 
Paseo del Prado, şehrin üç büyük müzesinin bir arada bulunduğu dünyanın sayılı bulvarları arasındadır. Bir sıra hâlinde dizilen ağaçlar ve tarihî çeşmelerle dolu bu güzel caddenin en büyük, Madrid’in ise en prestijli müzesi sayılan Prado; aynı zamanda klasik resim sanatı örneklerinin sergilendiği dünyanın en büyük galerilerinden biri olarak bilinmektedir.
 
Yılda yaklaşık 3 milyon ziyaretçinin geldiği bu müze, 1785 yılında İspanya Kralı III. Carlos tarafından mimar Juan de Villanueva’ya yaptırılmıştır. VII. Fernando’nun tahtta olduğu 1819 yılında ise bu müzeye İspanya monarşisine ait 300’den fazla sanat eseri getirilmiştir.
 
Prado’da bugün 8.000’den fazla tablo mevcuttur, fakat sergi alanının sınırlı olması nedeniyle bu koleksiyonun yaklaşık 2.000 parçası halka açılabilmiştir. İspanyol El Greco, Velázquez, Zurbarán, Ribera, Murillo, El Bosco ve Goya; İtalyan Botticelli, Tintoretto,Titian, Caravaggio ve Veronese; Alman Albrecht Dürer, Lucas Cranach ve Baldung Grien; Flemenk Rubens, Van Dyck ve Brueghel’in eserleri; müzede sergilenen koleksiyonun öne çıkan parçaları arasındadır.
 
Adres: Museo Nacional del Prado, Paseo del Prado, Madrid
Telefon: (+34) 91 330 28 00
Ziyaret Saatleri: Salı – Pazar: 09:00 – 19:00
 
Reina Sofia Müzesi (Museo Reina Sofía)
 
Paseo del Prado’nun ve Madrid’in ikinci büyük müzesi Reina Sofia, çağdaş sanatın önemli örneklerini sergilemesi açısından özellikle ziyaretçiler için önemli bir yere sahiptir.
 
Reina Sofia Müzesi binası, şehre daha büyük bir hastane yapılması ihtiyacı üzerine 1776 ve 1781 yılları arasında inşa edilmiştir. Kral III. Carlos’un emriyle Mimar Francisco Sabatini tarafından yapılan bina, zaman içerisinde birçok yıkım tehlikesi ve restorasyon işlemi geçirmiş; 1988 yılında ise binanın ulusal bir müze olması kararlaştırılmıştır.
 
Müze’de Pablo Picasso’dan Salvador Dalí’ye; Joan Miró’dan Juan Gris’e kadar birçok sanatçının eserleri sergilenmektedir. Müzenin en ilgi çeken tablosu ise Picasso imzalı Guernica’dır. Büyük siyah beyaz bir tablo olan Guernica, 3.493 x 7.766 cm ölçülerine sahiptir. 1936 ve 1939 yılları arasında sürmüş olan İspanya İç Savaşı sırasında Bask şehri Guernica’nın bombalanmasını resmeden bu eser, müzenin ikinci katında bulunan 6 numaralı salonda yer almaktadır.
 
Çağdaş resim dışında, müzede birçok modern heykel örneği de bulunmaktadır. Örneğin ünlü heykeltıraş Eduardo Chillida’nın en önemli eserleri, dördüncü kattaki 42 ve 43 numaralı odalarda görülebilmektedir. Bunlar dışında, İspanya tarihi konusunda birçok monografi, broşür, dergi, video, fotoğraf, slayt ve el yazması da yine Reina Sofia Müzesi hazineleri arasında bulunmaktadır.  
 
Adres: Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofia, Santa Isabel, 52, Madrid
Telefon: (+34) 91 774 10 00
Ziyaret Saatleri: Pazartesi - Cumartesi: 10:00 - 21:00
Pazar: 10:00 -14:30 pm.
Salı: Kapalı
 
Thyssen-Bornemisza Müzesi (Museo Thyssen-Bornemisza)
 
Paseo del Prado’nun üçüncü büyük müzesi Thyssen-Bornemisza, klasik ve çağdaş batı sanatının birçok örneğine sahip zengin koleksiyonuyla Prado Müzesi’ni tamamlayan bir işleve sahiptir. 13. yüzyıldan günümüze kadar resim başta olmak üzere birçok sanat eserinin sergilendiği müze; 1992 yılında, 18. yüzyılın izlerini taşıyan Palacio de Villahermosa binasında kurulmuştur.
 
Thyssen-Bornemisza Müzesi’nin sahip olduğu koleksiyon; 1920’li yıllardan itibaren İspanya Baronu Heinrich Thyssen-Bornemisza tarafından oluşturmaya başlanmıştır. Baron’un ölümünden sonra görevi devralan oğlu Hans Heinrich, 1988 yılında kendisinin ve babasının topladığı tüm eserleri sergileme kararı almış ve 1992 yılında tüm koleksiyonunu halka açmıştır. 2004 yılında, Baron’un eşi Carmen Thyssen-Bornemisza’nın özel koleksiyonunun da eklenmesiyle, Thyssen-Bornemisza Müzesi’ndeki eser sayısı 1.000’in üzerine çıkmıştır.
 
Müzede çoğunlukla ünlü ressamların tabloları bulunsa da, bazı heykel ve dekoratif eşya örnekleri de görülebilmektedir. Müzedeki tablolar alfabetik sıraya göre sergilendiği için, batı sanatının zaman içerisindeki gelişimi daha kolay izlenebilmektedir. Müzede eserlerini bulabileceğiniz ünlü ressamlar arasında Brueghel, Titian, Dürer, Rubens, Rembrandt, Derick Baegert, Picasso, O'Keefe ve Kandinsky yer almaktadır. Ayrıca, 2004’te dahil edilen yeni eserlerle birlikte, müzede artık Degas, Monet ve Renoir gibi ünlü sanatçıların tabloları da görülebilmektedir.
 
Adres: Palacio de Villahermosa, Paseo del Prado, 8, Madrid
Telefon: (+34) 91 369 01 51
Ziyaret Saatleri: Salı – Pazar: 10:00 – 19:00
 
Kraliyet Sarayı (Palacio Real de Madrid) ve çevresi
 
Bailen Caddesi’nde bulunan Kraliyet Sarayı, Avrupa’nın en büyük ve en dikkat çekici yapılarından biridir. Muhteşem vadi manzarası, tarihî mimarisi, özgün dekorasyonu ve görkemli meydanlarla çevrili konumuyla bu saray; Madrid’de görülmesi gereken yerlerin başında gelmektedir.
 
Kraliyet Sarayı ya da diğer adıyla Palacio Real, 9. yüzyılda Müslümanlar tarafından inşa edilen Alcazar Kalesi’nin bulunduğu yerde kurulmuştur. 16. yüzyılda I. Carlos ve II. Felipe tarafından tekrar inşa edilen Alcazar Kalesi; 1734’te çıkan bir yangın neticesinde yok olunca, yerine V. Felipe emriyle büyük bir saray yapılmaya karar verilmiştir. 1738 yılında yapımına başlanan bu sarayın tamamlanması ise III. Carlos’un tahtta olduğu 1764 yılında gerçekleşmiştir.
 
135.000 m² genişliğindeki bu saray, 2.800 odadan oluşmakta ve bu odaların yalnızca 50 tanesi ziyaretçiler tarafından görülebilmektedir. Odalarda; fresko, porselen, duvar halısı ve madalya gibi tarihî birçok dekorasyon eşyasına rastlanmaktadır. 400 m²’lik geniş yemek odası, Sala de Porcelana (Çini Odası) ve Salón del Trono (Taht Odası); sarayda gezilebilecek başlıca odalar arasındadır.
 
Sarayın içerisinde odalar dışında görülmesi gereken bir diğer yer ise ortaçağdan kalma birçok zırh ve silah koleksiyonuna sahip olan ordu müzesi, Arméria Real’dir. Bunun dışında, iç avludan eski ilaç örneklerinin incelenebildiği sarayın eczanesine (Farmacia) ve restore edilmiş laboratuarına da ulaşılabilmektedir.
 
Palacio Real’in göz alıcı odaları ve iç yapısı dışında, sarayın çevresinde onun güzelliğini tamamlayan Plaza de la Armería ve Plaza de Oriente meydanları ile Sabatini Bahçeleri bulunmaktadır. Plaza de la Armería; 1553’te Kral II. Philip emriyle yapılmış, 1670 yılında restorasyon işleminden geçmiş ve 1884’teki bir yangında büyük hasar görmesi sonucu yıkılmıştır. Saray bugünkü görünümüne 1892 yılında kavuşmuştur. Bu meydanın hemen karşısında yer alan Almudena Katedrali’nin yapımına 1878 yılında başlanmıştır. Neo-klasik bir dış görünüme sahip bu katedralin iç kısmı neo-gotik bir tarzda inşa edilmiştir.
 
1844 yılında Kral Joseph Bonaparte’nin bölgenin Orta Çağ’dan kalan evlerini yıktırması sonucu yapılan Plaza de Oriente; dikdörtgen bir yapıya sahip olup Merkez Bahçe ile Cabo Noval ve Lepanto Bahçeleri’ni birbirinden ayrımaktadır. Barok stiliyle yapılmış bu bahçeler, Kral IV. Philip Anıtı etrafında yer almaktadır. Meydan’ın ilgi çekici bir diğer unsuru ise ziyaretçilerin de görebileceği heykel koleksiyonudur. 20 İspanya ve 5 Vizigot kralının yanında, Orta Çağ’daki Reconquista döneminde hüküm süren15 kralın da heykeli bulunan bu koleksiyon; Merkez Bahçe’nin her iki yanı boyunca uzanmaktadır. 
 
Palacio Real’in çevresinde bulunan ve harika bir görünüme sahip olan Sabatini Bahçeleri; bölgenin kuzeyinde; De Bailén Caddesi ve Cuesta de San Vicente arasında yer almaktadır. Yemyeşil ve şekilli kesilmiş ağaçların olduğu bu alan, sarayın girişine çok yakın bir yerde bulunmaktadır. 1930 yılında yapımı tamamlanan bu bahçenin çevresi çeşitli heykellerle süslenmiştir.
 
1931 yılına kadar kraliyet ailesinin resmi konut olarak kullandığı Palacio Real, bugün sadece özel resmi organizasyonlara ve törenlere ev sahipliği yapmaktadır.
 
Adres: Bailen Caddesi, Madrid
Telefon: (+34) 91 454 88 00 / 03
Ziyaret Saatleri: Ekim - Mart: 09:30 - 17:00
Nisan - Eylül: 09:00 - 18:00
 
Plaza Mayor
 
Ana Meydan olarak da bilinen Plaza Mayor, Madrid’in en bilinen meydanıdır. 1619 yılında Juan Gómez de Mora tarafından inşa edilen bu meydan, etrafındaki kırmızı binaları ve atlı Kral III. Philip heykeliyle zamanla Madrid’in sembollerinden biri hâline gelmiştir. Etrafındaki binaların tam bir dikdörtgen şeklinde çevrelediği bu meydan, Paris’teki Place des Vosges’i andırmaktadır.
 
Orta çağda sadece bir pazar yeri olarak işlev gören Plaza Mayor, ilk olarak 1560 yılında Kral II. Philip tarafından bir meydan olarak tasarlanmış; fakat bu proje uzun bir süre hayata geçememiştir.
 
Plaza Mayor’un bir meydan görünümüne kavuşması ise Kral III. Philip’in tahtta olduğu 1617 yılında, mimar Juan Gómez de la Mora tarafından mümkün olabilmiştir. Meydan 1631, 1672 ve 1790 yıllarında yaşanan yangınlar nedeniyle birçok kez restore edilmiştir. Plaza Mayor bugünkü görünümünü ise mimar Juan de Villanueva’ya borçludur. 
 
Meydanın tam merkezinde bulunan Kral III. Philip Heykeli, Plaza Mayor’un en göze çarpan yapısıdır. 1616 yılında İtalyan heykeltıraş Giovanni de Bologna ve Pietro Tacca tarafından yapılan bu bronz heykel, 1848 yılında Casa de Campo’dan alınarak bu meydana taşınmıştır.
 
Plaza Mayor’un en dikkat çeken binası ise fırıncılar birliği tarafından da kullanılmış olan, bugün ise turist ofisi olarak hizmet veren Casa de la Panadería’dır. Meydanın kuzey tarafında bulunan iki kuleli bu güzel bina, 1590 yılında yapılmıştır. 1790 yılında çıkan yangında hasar gören Casa de la Panadería, kısa zamanda tekrar restore edilmiştir. Binanın karakteristiğini oluşturan duvar üzerindeki alegorik resimler ise 1992 yılında eklenmiştir.
 
Madridlilerin buluşma yeri olarak işlev gören Plaza Mayor’da aynı zamanda festival, boğa güreşi, halk sergileri ve taç giyme töreni gibi birçok etkinlik düzenlenmektedir. Çok sayıda kafe, market, restoran ve bara sahip olan bu meydan; Madrid’in gece gündüz canlı kalabilen bölgelerinden bir tanesidir.
 
Puerta del Sol
 
Madrid’in tam merkezinde bulunan Puerta del Sol, şehrin en kalabalık meydanlarından bir tanesidir. Madrid’in genellikle ilk ziyaret edilen yerlerinden biri olan Puerta del Sol, tarihî yapılarıyla geçmişi; festivalleri, politik gösterileri, sokak sanatçıları ve çeşitli etkinlikleriyle bugünü aynı anda yaşayan kendine özgü bir atmosfere sahiptir.
 
Güneş Kapısı anlamına gelen Puerta del Sol Meydanı, birçok ünlü cadde ve karayolunun kesiştiği merkezi bir konumdadır. Bu meydan aynı zamanda; Opera House ve Plaza de Cibeles gibi ünlü yapılara da çok yakın bir mesafede bulunmaktadır. 
 
Meydanın ünlü yapılarından Kral III. Charles Heykeli, 1997 yılında dikilmiştir. Heykelin tam karşısında Real Casa de Correos isminde kırmızı tuğlalı ünlü bir bina bulunmaktadır. 1768 yılında inşa edilen bu bina; önce şehrin postanesi görevi görmüş, bir süre içişleri bakanlığı tarafından kullanılmış ve Franco döneminde ise Güvenlik Polisi (Security Police) binası olarak faaliyet göstermiştir. Bina bugün Madrid bölgesel hükümeti başkanının ofisi olarak kullanılmaktadır. 
 
Real Casa de Correos binasının hemen önünde bulunan Kilómetro Cero Tabelası, ‘‘0 Kilometre’’ anlamına gelmekte ve Puerta del Sol’un, İspanya’da bulunan karayollarının birleşim noktası olduğunu göstermektedir.
 
Madrid’lilerin buluşma yeri olan Saat Kulesi 1866 yılında yapılmıştır. Bu binanın altında La Nochevieja denilen yeni yıl kutlamaları kapsamında her sene üzüm yeme etkinlikleri düzenlenmektedir. Geri sayım sırasında, kulenin altında toplanan Madridlilerin günün her saatini temsil eden 12 adet üzüm yediği bu etkinlik, televizyonlardan da canlı olarak yayınlanmaktadır.
 
Meydanın doğu tarafına düşen Ayı ve Madroño Ağacı Heykeli (El Oso y El Madroño) Madrid’in en önemli sembollerinden bir tanesidir. Bir ayının ağaca çıkıp meyve yemesini resmeden bu heykelin 20 ton ağırlığında olduğu belirtilmektedir. Heykelde tasvir edilen dişi ayının verimli Madrid topraklarını, ağacın ise aristokrasiyi temsil ettiği söylenmektedir.
 
Retiro Park
 
Madrid’in en fazla yeşil alanına sahip olan 130 hektarlık Retiro Park; şehrin hareketliliğinden kaçmak veya ailesiyle güzel bir pazar günü geçirmek isteyenlerin uğrak yeridir. Şehir merkezinin doğusunda bulunan bu parkta; sokak müzisyenleri ve jonglörlerin yanı sıra, ressam ve falcılara da sıkça rastlanmaktadır. 
 
Parkta en çok yapılan aktivitelerin başında, bir kayık kiralayıp Estanque del Retiro adı verilen yapay gölde gezintiye çıkmak gelmektedir. Göl kıyısında bulunan Kral XII. Alfonso Anıtı bu gezinti sırasında ilk göze çarpacak yapılar arasındadır. 1922 yılında Alfonso’nun annesi tarafından dikilen bu anıt heykel, karalı atın üstünde tasvir etmektedir. Bu civarlarda bulunan diğer bir önemli anıt ise Mart 2011’de meydana gelen terörist saldırılarında ölenler için dikilen Bosque de los Ausentes’tır.
 
Gölün bir ucunda bulunan Kristal Saray, Retiro Park’ta dikkat çeken bir diğer tarihî yapıdır. 1887 yılında Ricardo Velázquez Bosco tarafından inşa edilen bu saray; önceleri Filipinler’den gelen egzotik bitkilere kapılarını açmıştır. Bugün ise saray, kısa süreliğine açılan sergilere ev sahipliği yapmaktadır.
 
Kristal Saray’ın hemen yanında bulunan Palacio de Velázquez, yine aynı mimar tarafından 1884 yılında inşa edilmiştir. Bu bina ise uzun zaman madeni, metal, cam ve seramik endüstrisinin önemli örneklerinin sergilendiği ulusal bir mekân olarak kullanılmıştır. Palacio de Velázque, bugünlerde Kristal Saray gibi bünyesinde çeşitli sergileri barındırmaktadır.
 
Park sınırları içerisinde bulunan ve Napolyon saldırılarından sonra ayakta durabilen iki farklı bina, bugün müze olarak işlev görmektedir. Bu müzelerden Museo del Ejército, bir savaş müzesi olup İspanya tarihinden birçok eşya barındırmaktadır. Casón del Buen Retiro ismindeki ikinci müze ise, 19. ve 20. yüzyıl resim sanatından birçok farklı örnek sunmaktadır.
 
Plaza de España
 
Şehir merkezinin kuzeybatısında yer alan Plaza de España, Gran Via Caddesi’nin bitiminde bulunmaktadır. Meydanın en dikkat çeken unsurları, Madrid’in ilk gökdelenleri olan Torre de Madrid ve Edificio de España’dır. Meydan aynı zamanda, ünlü Cervantes Anıtı ile Don Kişot ve Sancho Panza Heykelleri’ne sahiptir.
 
Meydanda bulunan şehrin en eski gökdelenlerinin her ikisi de Otamendi Kardeşler tarafından tasarlanmıştır. Bu gökdelenlerden Edificio de España 1947 ve 1953 yılları arası, Torre de Madrid ise 1957’de inşa edilmiştir. 142 metrelik bir uzunluğa sahip Torre de Madrid, diğer adıyla La Jirafe, 1989 yılında gerçekleşen Torre Picasso’nun inşasına kadar şehrin en yüksek binası olma unvanını korumuştur.
 
Plaza de España’nın sembollerinden bronz Don Kişot ve Sancho Panza Heykelleri, meydanın tam ortasında yer almaktadır. 1927 yılında dikilen yazar Miguel de Cervantes’e ait anıt ise; Don Kişot ve onun seyisi Sancho Panza heykellerinin hemen arkasında bulunmaktadır. 
 
Plaza de Cibeles
 
Madrid’in önemli meydanları arasında yer alan Plaza de Cibeles, hem Madrid hem de meydan için sembol hâline gelmiş birçok tarihî yapıyla çevrilidir. Bu nedenle Cibele Meydanı, turistler tarafından çok büyük bir ilgi görmektedir.
 
Meydanın dikkat çeken yapılarından biri olan Cibele Çeşmesi, ismini Roma doğa tanrıçası Cibele’den almıştır. Cibele’nin aslanların çektiği bir araba üzerinde tasvir edildiği bu çeşme, 1777 ve 1782 yılları arasında Ventura Rodriguez tarafından yapılmıştır. Aynı zamanda, Real Madrid futbol takımı herhangi bir kupa kazandığı zaman, taraftarlar takımlarının başarısını kutlamak için bu çeşme etrafında toplanmaktadırlar.
 
Meydanın güneydoğu kısmında bulunan Palacio de Cibeles ya da eski adıyla Palacio de Comunicaciones, ünlü mimarlar Antonio Palacios ve Joaquín Otamendi tarafından inşa edilmiştir. Büyüleyici bir mimariye sahip bu yapının inşasına 1904 yılında başlanmış ve bina 1917’de tamamlanabilmiştir.
 
2007’ye kadar Posta ve Telegraf Müzesi olarak işlev gören Palacio de Cibeles, bugün belediye binası olarak kullanılmaktadır. Aynı zamanda bu bina birçok sanat eserinin gösterildiği çeşitli sergilere de ev sahipliği yapmaktadır.
 
Bölgenin diğer binaları Banco de España, meydanın güneydoğu ucunda; Palacio de Linares ise kuzeydoğu ucunda yer almaktadır. Palacio de Linares binasında aynı zamanda, şehrin önemli sanat galerilerinden ve kültür merkezlerinden biri olan Casa de América faaliyet göstermektedir. 
 
Debod Tapınağı
 
M.Ö. 2. yüzyılda Mısırlılar tarafından inşa edilen Debod Tapınağı, 1968 yılında Mısır Hükümeti tarafından Madrid’e bağışlanmıştır. Yaklaşık 2.200 yıl önce Nubia Kralı Adikhalamani emriyle yaptırılan bu tapınak, Mısır tanrıları Amon ve Isıs’e adanmıştır.
 
Tapınağın Madrid’e gelmesi ise, 1960 ve 1970 arası dönemde gerçekleşmiştir. Mısır’da Aswan Barajı’nın yapımı sırasında İspanyol arkeologların Abu Simbel bölgesindeki tapınakları sular altında kalmaktan kurtarması sonucu, yapılan yardımların teşekkürü olarak Mısır Hükümeti Debut Tapınağı’nı İspanya’ya hediye etmiştir. Aynı zamanda kurtarılan yapılardann bir tanesi olan Debod Tapınağı; Madrid’deki Parque de la Montaña (Dağ Parkı)’ya getirildikten sonra, restore edilmiş ve 1972 yılında ziyaretçilere açılmıştır.
 
Halka açılan tapınağın iç kısmında, yapının nasıl restore edildiğini anlatan bir sergi, Kral Adikhalamani hakkında tarihsel bilgiler ve deşifre edilmiş hiyeroglif yazı örnekleri görülebilmektedir.  
 
Adres: Calle Ferraz, 1, Parque del Cuartel de la Montaña, Madrid
Telefon: 34 91 366 7415
Ziyaret Saatleri: Nisan – Eylül: Salı – Cuma:  10:00 - 14:00 ve 16:00 - 20:00 arası.
Ekim – Mart : Salı – Cuma: 09:45 - 13:45 ve 04:15 – 18:15 arası .
Cumartesi ve Pazar: 10:00 - 14:00
 
Şehrin dışında kalan yerler
 
El Escorial Manastırı ve çevresi
 
Madrid’in 50 km kuzeybatısında yer alan El Escorial Manastırı, Sierra de Guadarrama Dağı eteklerinde kurulmuştur. Yarı saray yarı manastır özelliğinde olan bu yapıyı görmek için yıl içerisinde çok sayıda ziyaretçi, San Lorenzo de El Escorial ilçesine gelmektedir.
 
Manastır, Aziz Quentin Savaşı’nda Fransa’ya karşı kazanılan zaferin anısı olarak 10 Ağustos 1557 yılında yaptırılmıştır. Kral II. Felipe emriyle inşa edilen bu binanın yapımı 21 yıl sürmüş ve 1584 yılında tamamlanmıştır.
 
Juan Bautista de Toledo ve Juan de Herrera tarafından tasarlanan El Escorial’ın planı bir ızgara temeline dayanmaktadır. Bunun nedeni ise yapının tamamlandığı 10 Ağustos tarihinin ayrıca Aziz Lawrence’ı anma günü olması ve bu azizin ızgaralarda şehit edilmesidir. Binada kütüphaneden bazilikaya, manastırdan okula, kiliseden papaz okuluna kadar birçok bölüm mevcuttur. Aynı zamanda bu binanın içinde yaklaşık 600 adet tablo ve 500’den fazla fresko bulunmaktadır.
 
El Escorial’da bulunan Reiga Kütüphanesi dünyadaki en önemli kütüphaneler arasında sayılmaktadır. İspanya’nın ilk halk kütüphanesi özelliğini de taşıyan bu yer, 15. ve 16. yüzyıla ait birçok basılı eser ile Arap, Latin ve İspanyol dillerinde çeşitli el yazmalarına sahiptir.
 
El Escorial’da aynı zamanda Manastır’ın yapımında kullanılan planlar, aletler ve malzemelerin sergilendiği bir müze bulunmaktadır. Bunun yanında bu görkemli binanın bir odası; Titian, Tintoretto, Veronese, Giordano gibi İtalyan ve Fernández Navarrete, Ribera, Zurbarán gibi İspanyol sanatçıların eserlerinin sergilendiği bir resim sergisine ayrılmıştır. Bunların yanında, binanın en ilgi çekici bölümlerinden biri olan Savaş Galerisi, Aziz Quentin Savaşı başta olmak üzere II. Felipe’in bütün seferlerini tasvir eden fresklerden oluşmaktadır. Bu freskler, dönemin ünlü İtalyan sanatçıları tarafından yapılmıştır.
 
Adres: Madrid’in 50 km kuzeybatısı, San Lorenzo de El Escorial ilçesi
Telefon: (+34) 91 890 59 04/ 05
Ziyaret Saatleri: Ekim - Mart: Salı - Cuma: 10:00 - 17:00
Nisan - Eylül: Salı - Cuma: 10:00 18:00
 
Manzanares el Real Kalesi
 
Madrid’in 50 km kuzeyinde, Manzanares el Real şehrinde bulunan Manzanares el Real Kalesi, yer aldığı bölgenin en önemli yapılarından bir tanesidir. İhtişamlı görüntüsüyle 1961 yılında çekilen El Cid filminde de yer alan bu kale, 15. yüzyıl İspanya mimarisinin en belirgin örnekleri arasında sayılmaktadır.
 
1475’te yapımına başlanan bu tarihî kalenin her köşesinde bir kule bulunmaktadır. Dört köşeyi de tutan bu kulelerin üç tanesi silindir şeklinde olup, Torre del Homenaje  (Saygı Kulesi) adı verilen diğer kuleden daha az uzunluğa sahiptir. Kalenin merkezde bulunan ve kemeraltı ile çevrili avlusunda ise Gotik mimarinin etkisi görülmektedir.
 
Kudüs Haccı şeklinde ok atma yerleri de bulunan gözetleme kulesi ve batı tarafında yer alan gösterişli giriş kapısı ile özgün bir yapıya sahip olan Manzanares el Real Kalesi, şehir dışında görülebilecek yapılar arasında öncelikli bir yere sahiptir.
 
Yeri: Madrid’in 50 km kuzeyi, Manzanares el Real şehri
Ziyaret Saatleri: Ekim - Mayıs: 10:00 - 17:00
Haziran - Eylül: 10:00 - 18:00
 
Ne Yenir?
​16. yüzyılın sonlarında Kral II. Felipe tarafından başkent ilan edildikten sonra çevre bölgelerden büyük miktarda göç alan Madrid, göçmenlerin yemek tariflerini de kısa bir süre içinde kendi yöresel kültürüne dahil etmiştir. Bu nedenle bugün Madrid’e özgü sayılan yemeklerde; Endülüs, Galiçya ve Asturyalılar başta olmak üzere birçok İspanyol milletin etkisi bulunmaktadır.
 
Madrid öğünleri tüm İspanya’nın uyguladığı yemek saatlerine büyük oranda benzemektedir. Madrid’de kahvaltı, öğle, akşam ve gece yemeği olmak üzere 4 öğün bulunmaktadır. Bu öğünlerden kahvaltı en az tercih edilen öğün olup öğle yemeği genellikle 14:00 ve 16:00 arasında, akşam yemeği ise 21:00’dan sonra yenilmektedir. Şehirdeki restoranların büyük bir çoğunluğu bu saatlere riayet etmektedir. Ziyaretçiler ayrıca birçok kafe ve barda İspanya’ya özgü çeşitli atıştırmalıklarla yemek ihtiyaçlarını giderebilmektedirler.
 
Madrid’de yemekler çoğu ziyaretçinin alışık olmadığı tarzda ağır bir özelliğe sahiptir. Yağlı etlerin fazlalıkla tercih edildiği yemeklere, alışık olduğumuz Akdeniz mutfağına özgü baharatlar da ayrı bir lezzet vermektedir. Zeytinyağı, soğan, domates ve sarımsağın bolca kullanıldığı yemeklere; ayrıca Madrid’e özgü safran ve kimyon da ayrı bir lezzet katmaktadır.
 
Temel yemekler...
 
Madrid’de bol etlisinden sakatatlısına, içinde birçok malzeme barındıran pilavından deniz mahsulleri içeren spesiyallere kadar yöresel birçok yemek seçeneği bulunmaktadır.
 
Bol sulu bir nohut yemeği görünümüne sahip Cocido madrileño, zengin et ve sebze çeşitleriyle hazırlanmaktadır. Madrid’in en ünlü yöresel yemeği olan Cocido madrileño’nun yapımında genellikle dana eti ve sosis tercih edilmekte; sebze olarak da çoğunlukla lahana, kereviz, havuç, patates ve turp kullanılmaktadır. Bu ünlü yemek, özgün içeriğinin yanında üç kısımdan oluşan oldukça farklı bir sunuma da sahiptir. Cocido madrileño’yu menüsüne dahil eden restoranlar; müşterilerine öncelikle yemeğin suyunu oluşturan çorbayı, arkasından nohut ve sebzeleri, en son da etleri servis etmektedir. Cocido madrileño, genellikle salı günü spesiyali olarak restoranlarda özel bir yere sahiptir.
 
Kökeni Asturya bölgesine dayanan Callos a la madrileña, işkembe sevenler için ideal bir yemektir. Ülkemizde ve Balkanlar’da da benzerlerinin yapıldığı bu yemek; domuz sucuğu (chorizo), domuz sosisi, dana veya kuzu işkembesi gibi malzemelerle hazırlanmaktadır. Özel bir domates sosuyla servis edilen Callos a la madrileña, Madrid’in en ünlü lezzetlerindendir.
 
Domuz kulağının ızgarada pişirilmesiyle hazırlanan Oreja a la plancha, Madrid’de birçok farklı şekilde bulunabilmektedir. Sarımsakla servis edilen al ajillo ve Bask bölgesine özgü olarak acı sosla sunulan a la vizcaína en çok karşılaşılabilecek Oreja çeşitleridir.
 
Öğle yemeklerinin vazgeçilmez pilavı olarak göze çarpan Paella;mevsim sebzeleri, et ve deniz ürünleriyle birlikte çok zengin bir içeriğe sahiptir. Tavuk, dana, jambon, sosis, karides, midye gibi türlü et çeşitlerini tek bir tabakta bulabileceğiniz bu yemek; ayrıca soğan, sarımsak, kimyon, karabiber ve en önemlisi safranla beraber Madrid’in en özgün lezzetlerindendir.  
 
Madrid’in öne çıkan diğer yemekleri arasında; patatesli omlet Tortilla de patatas, yavru domuz etinden yapılan rosto Cochinillo Asado, koyun sakatatların kızartılmasıyla yapılan Gallinejas ve Entresijos, çupranın fırında pişirilmesiyle hazırlanan Besugo a la madrileña sayılabilmektedir.
 
Atıştırmalıklar...
 
Saat 23:00’ten sabahın ilk ışıklarına kadar şehrin hareketli olması, Madrid’in geceye özgü yemek kültürünü de beraberinde getirmiştir. Birçok bar ve kafeteryada bulunabilecek Tapas, şehrin gece boyunca tükettiği atıştırmalıklardan biridir.
 
Zeytinyağı, sosis, balık, peynir, patates gibi türlü malzemelerden yapılan bir atıştırmalık olan Tapas, genellikle sabah kahvaltısına lüzum bırakmayacak kadar doyurucu bir yiyecektir.   
 
Yine birçok kafe ve barda bulunabilecek Bocadillo de calamares, kalamar halkalarının kızartılmasıyla hazırlanmaktadır. Bunun yanında, acı domates sosla sunulan patates yemeği Patatas bravas, özellikle gece eğlencelerinde bolca tüketilmektedir.
 
Karides ya da mantarın sarımsakla birleşiminden oluşan Gambas al ajillo ve Setas al ajillo ise özellikle öğle arası tercih edilen atıştırmalıklardır.
 
Madrid’in en meşhur çorbası ise sarımsak çorbası Sopa de Ajo’dur. Bol yağlı bir kıvama ve ekşi bir tada sahip olan bu çorbada ayrıca paprika, rendelenmiş jambon, kızartılmış ekmek ve yumurta bulunmaktadır.  
 
Tatlılar...
 
Madrid mutfağında tatlı da önemli bir yere sahiptir. Genellikle özel ve kutsal günlerde yapılan bu tatlılar, bu günler dışında da şehrin birçok kafe ve restoranında bulunabilmektedir.
 
Paskalya öncesindeki Kutsal Hafta’da (Holy Week) yapılan Torrijas, Fransız usulü kızarmış ekmek olarak tanımlanmaktadır. Yumurtaya bulandıktan sonra kızartılan torrijas, isteğe göre çeşitli reçel ve şuruplarla da tatlandırılabilmektedir.
 
İçi muhallebi kıvamında bir kremayla doldurulmuş bir börek türü olan Buñuelos, şehrin diğer bir tatlısıdır. Sokak tezgâhlarında sıklıkla bulunabilen Barquillos ise rulo şeklinde ve tatlı bir ekmek çeşididir.
 
Bunun dışında, mayısta yapılan San Isidro Labrador festivali sırasında bütün pastanelerde karşılaşabileceğiniz  Rosquillas tontas y listas, anasonlu bir donut çeşididir.  Azizlerin kemikleri anlamına gelen Huesos de santo ise kasım ayında kutlanan Azizler Günü’nde tüketilen bir badem ezmesidir.
 
Bunun yanında kremalı küçük tartlar şeklinde sunulan Bartolillos con crema da Madrid’de denenmesi gereken bir diğer tatlı çeşididir.
 
Ne içilir?
 
Madrid’de alkollü içecek denilince akla ilk gelen şaraptır. Bu şaraplar şehrin güneyinde bulunan Vinos de Madrid’deki üzüm bağlarında üretilmektedir. Vinos de Madrid, her biri şarap üretimi yapan üç farklı bölgeye ayrılmaktadır. Toplam 22.000 hektarlık Vinos de Madrid bağlarının %50’sinden fazlasına sahip olan Arganda, şehrin şarap üretiminin de %60’tan fazlasına hakimdir. En doğuda yer alan San Martín, üretimin %25’lik ve Navalcarnero ise kalan %15’lik bölümünü sağlamaktadır.
 
Madrid’in bir diğer alkollü içeceği olan Anis, anason likörü olarak da adlandırılmaktadır. Chinchon’da yetişen anasonlardan yapılan bu likör, Madridlilerin sıkça tükettiği aperatifler arasındadır.
 
Tarçın ve limon aromalı kremayla tatlandırılmış Leche merengada ve Valencia’ya özgü chufas bitkisinden yapılan Horchata de chufa, Madrid’in en çok tüketilen alkolsüz içecekleri arasındadır.
 
Nasıl Eğlenilir?
​İspanya’nın başkenti Madrid; ünlü spor kulüpleri, flâmenko gösterileri, ilginç festivalleri ve sabahın ilk ışıklarına kadar açık olan gece mekânlarıyla eğlencenin de başkenti olarak gösterilmektedir.
 
Müzik
 
Madrid’de müzik keyfi; klasik müzikten caza, operadan flâmenkoya kadar birçok alanda yaşanabilmektedir. Madrid’in hemen hemen her bölgesinde, özellikle bu alanlarda etkinlikler düzenleyen birçok konser salonu, opera binası, kafe ve bar mevcuttur. 
 
Başkentte birçok caz kafe, her gün farklı bir programla ziyaretçilerine keyifli caz dinletileri sunmaktadır. Pl. Angel Caddesi’nde bulunan Cafe Central, Plaza de la Habana’da bulunan Calle 54 ve Sevilla’daki Populart en çok tercih edilen caz kafeler arasındadır.
 
Madrid’de klasik müzik ve opera alanında dünyaca ünlü konser salonları bulunmaktadır. Madrid’in en meşhur konser salonu olan Auditorio Nacional de Música, Ulusal İspanya Orkestrası’nın (Orquesta Nacional de España) ve Chamartín Senfoni Orkestrası’nın (Orquesta Sinfónica Chamartín) da evi sayılmaktadır. Şehrin en büyük opera binası olan Teatro Real ise Kraliyet Sarayı’nın hemen önünde bulunmakta ve genellikle Madrid Senfoni Orkestrası’nın (Orquesta Sinfónica de Madrid) verdiği birçok konsere ev sahipliği yapmaktadır. 
 
Şehrin opera ve müzik alanında faaliyet gösteren diğer salonları arasında, Zarzuela adı verilen geleneksel İspanya müzikal örneklerini izleyebileceğiniz Teatro de la Zarzuela, RTVE Senfoni Orkestrası’nın (Orquesta Sinfónica de Radio Televisión Española) konser salonu olan Teatro Monumental ve Concha Espina’da bulunan Teatro Pradillo yer almaktadır.
 
İspanya’nın en özgün sanatlarından biri olan flâmenko, kaynağını Endülüslülerin şarkı ve danslarından almaktadır. Şarkılar (cantes), flâmenko gitarı (toque) ve alkışların (palmos) birleşimi olan bu özgün sanatın örnekleri; Madrid’in birçok mekânında sergilenmektedir. Unutulmayacak bir Flâmenko deneyimi için gidilebilecek belli başlı yerler; Calle Moreria’daki Corral de la Moreria, Cañizares’teki Casa Patas, Torija’daki Café de Chinitas, Plaza España’daki Las Tablas ve Echegaray’daki Tablao Flamenco Cardamomo’dur.
 
Gece hayatı
 
Gelen çoğu kişinin ‘‘hiç uyumayan şehir’’ olarak adlandırdığı Madrid; nezih kafeleri, orijinal caz kulüpleri, hareketli barları ve renkli gece kulüpleri ile gece hayatının en canlı olduğu şehirlerden biridir.
 
Şehre yeni gelen çoğu kişinin bütün gece eğlenmek için uğradığı yerler arasında Puerta del Sol, Gran Vía ve Huertas büyük bir önceliğe sahiptir. Puerto del Sol’dan başlayıp Plaza de Santa Ana ve Huertas’a uzanan yol boyunca birçok Irısh Pub ve Madrid’e özgü Tapas Barlara rastlanmaktadır. Şehrin en ünlü yiyeceklerinden Tapas’ın adını alan bu barlar, Madrid’in gece yemeği kültürünü tatmak ve uzun uzun sohbet etmek için çok uygun mekânlardır. Café Populart ve Café Central adında iki önemli caz kulübünü de barındıran bu bölge, gecenin bir kısmını flâmenko dinlemek isteyenlerin de uğrak yerleri arasındadır.
 
Şehrin lüks ve ışıltılı gece kulüplerine en çok rastlanılan yer Gran Via’dır. Sabah saat 06:00’ya kadar açık olan bu kulüplerden bazıları, Calle Ballesta’da bulunan ve elektronik müzikle ziyaretçilerini coşturan Demode; 70’ler, funk ve bossanova konseptine sahip olan El Sol ve Plaza de Callao’da bulunan Ohm’dur.
 
Rock ve alternatif müzikle eğlenen genç neslin yoğunlukla bulunduğu Malasaña bölgesi; özellikle Plaza Dos de Mayo Meydanı; Calle de la Palma ve Calle de San Vincente Ferrer caddelerinde birçok rock bar seçeneği sunmaktadır.
 
Bunun dışında şehrin havalı restoranları, gece kulüpleri ve barlarını bir arada bulabileceğiniz bölgeler; Chueca, La Latina, Lavapiés ve Salamanca’dır.
 
Festivaller
 
Madrid sene boyunca kendine özgü birçok festivale ev sahipliği yapmaktadır. Bu festivaller arasında en kapsamlı ve ünlü olanı San İsidro Festivali’dir. 15 Mayıs’ta başlayıp 9 gün süren bu festival kapsamında; konserlerden oyunlara, yürüyüşlerden sergilere kadar birçok etkinlik yapılmaktadır. Aynı zamanda El Chotis, Chulapos, Castizos ve Cocido gibi bölgeye özgü dans gösterileri, Cabezudos adı verilen dev yüz maskelerden oluşan sergileri ve boğa güreşleri festival boyunca takip edilebilecek etkinlikler arasındadır.
 
Madrid’de yıl içerisinde ilginç içeriklere sahip birçok festival düzenlenmektedir. Bu festivaller arasında sayılan ve her yılın 2 Mayıs gününde düzenlenen Dos de Mayo’da şehir halkı Fransa devlet adamı Napoleon Bonaparte’a karşı temsili bir isyan gerçekleştirmektedir. Nochevieja festivalinde ise Madridliler, Puerta de Sol meydanındaki saat kulesinin altında üzüm yiyerek yeni yılı karşılamaktadırlar.
 
Başkentte düzenlenen diğer önemli festivaller; Madrid Onur Yürüyüşü, La Transhumanica, Virgen del Carmen, Virgen de la Paloma, San Cayetano, San Lorenzo ve Virgen de la Almudena’dır..
 
Madrid’de birçok sanatsever tarafından ilgiyle takip edilen müzik festivalleri çok çeşitli olup, bu festivallerden arasında, Festival de Otoño, Festival de Jazz de Madrid, Festimad, Metrorock ve Summercase önemli bir yere sahiptir.
 
Spor
 
 
Madrid’de spor deyince akla ilk olarak futbol ve şehrin başarılı spor kulübü Real Madrid gelmektedir. Real Madrid taraftarları genelde Madridistas veya Merengues ismiyle anılmaktadır. Kulübün resmi stadyumu olan Santiago Bernabéu; gösterişli mimarisi ve 80.400 kişilik kapasitesiyle sadece futbolseverlerin değil, şehirde bulunan herkesin görmesi gerektiği yerler arasındadır. 
 
Real Madrid’in en büyük rakibi olan Atlético Madrid ise Colchoneros adı verilen taraftarları ve kazandığı şampiyonluklarıyla Madrid’de çok önemli bir yere sahiptir. Bu kulübün maçları da yine şehrin ilgi çeken stadyumlarından Vicente Calderón’da yapılmaktadır.
 
Madrid aynı zamanda golfseverler için de çok uygun bir şehirdir. Şehirde bulunan golf sahaları, Avrupa’nın en iyileri arasında yer almaktadır. Özellikle Campo Villa de Madrid ve Real Club de Puerta de Hierro kulüplerine ait sahalar golf meraklıların sıklıkla uğradıkları yerler arasındadır.
 
Şehirde düzenli aralıklarla çeşitli boğa güreşi etkinlikleri de düzenlenmektedir. Madrid’deki boğa güreşi etkinlikleri; şehrin ünlü arenalarından Las Ventas Bullring’te ve genellikle mayıs ayında yapılmaktadır.
 

______www.grupbileti.com______

Seyahate gitmek isteyen grubunuz grupbileti.com dan nasıl faydalanabilir , Grup olarak bir Seyahat etmeye karar verdiniz ve otobüs kiralamanız gerekiyor.En Ucuz fiyata İstediğiniz boyutta otobüs kiralama konusunda yapmanız gereken Otobüs Kiralama Talep Formunu doldurmalısınız.. Toplu olarak yapacağınız seyahati uçak ile gerçekleştirecekseniz yine yapmanız gereken sadece Grup Uçak Bileti Talep Formunu doldurmaktır. www.grupbileti.com Yurtiçi ve Yurtdışı Tüm tatil planlarınızda Grup Uçak Bileti temin etmek için hizmetinizdeyiz , Formu doldurmadan Whatsapp whatsapp iletisim tan bize ulaşabilirsiniz.Tekli Olarak Uçak bileti almayı düşünüyorsanız en Ucuz Uçak biletini www.makrobilet.com sitemizden alabilirsiniz

 

 

Etiketler » Madrid Grup Uçak Bileti Al   » Madrid Grup Uçak Rezervasyonu   » Madrid Toplu Uçak Bileti  
Google ARA: İstanbul Madrid Grup Uçak Bileti Al


Haberler