İstanbul Paris Grup Uçak Bileti Al - Grup uçak bileti , Otobüs kiralama , Gezi turları , Transfer Hizmeti - GrupBileti.Com

İstanbul Paris Grup Uçak Bileti Al

GRUP UÇAK BİLETİ TALEBİ İÇİN TIKLAYIN
Geçmişi M.Ö. 4000’lere kadar dayanan Paris; Sen Nehri’nin kıyısında, tarihin her döneminde önemli bir yerleşim bölgesi olarak yer almıştır. Bu yıllarda Chasséen (tarih öncesi Fransa) kültürünün en eski temsilcilerinin Sen Nehri’nin sağ yakasında yaşamış oldukları bilinmektedir.
 
3. yüzyıla kadar hüküm süren Roma döneminde kasaba, sağ yakaya doğru genişletilmiştir; sonrasında ise Hunlar ve Franklar, Galyalıları tahttan indirerek bölgenin adını Paris olarak değiştirmiştir. 5. yüzyıl sonlarında ise Paris, Hun hükümdarı Attila’nın işgalinden kurtulmayı başarmıştır. Frank Kralı Birinci Clovis’in tahta geçmesiyle de bölgede Orta Çağ boyunca hüküm sürecek Frank hükümdarlığının temelleri atılmıştır.
 
Paris ve Fransa, İngilizlerin de dikkatini her zaman çekmiştir. 1420 yılında İngilizler Paris’i ele geçirmişlerdir. Erken modern döneme kadar İngiliz ve Fransızlar arasında el değiştiren şehir, daha modern zamanlarda demokratikleşme sürecine girmiş ve Amerikan Bağımsızlık ilanı, Fransız Devrimi gibi olayların ardından Paris ve Fransa’nın yeni yönetim şekli ortaya çıkmaya başlamıştır.
 
Böylesine kozmopolit bir tarihe sahip olan Paris’in; bunun doğal bir sonucu olarak çeşitli kalelere, kiliselere, köprülere, müzelere ev sahipliği yapıyor olması kaçınılmazdır. Paris’te dolaşmak, her sokakta, her dönemeçte, her bir taşın altında Avrupa geçmişinin izlerini sürmek gibidir.
 
Nereler Gezilir?
​Sen Nehri, Paris’i Sağ (kuzey) Yaka ve Sol (güney) Yaka olarak ikiye böler. İki yakada da gezilecek yerler olmakla beraber nehir ortasında bulunan Île de la Cité ve St-Louis Adaları da keşfetmeye değerdir. Gelişmiş metro sistemi sayesinde Paris’te dolaşmak oldukça kolaydır. Şehir içi otobüsler de mümkün olabildiğince dakiktir. Şehir dışında bulunan bazı önemli noktalara ise RER adı verilen banliyö trenleri ile ulaşılabilir.
 
Arrondissements adı verilen sistem ile Paris’i anlamak aslında oldukça kolaydır. Halka anlamına gelen Arrondissement ile Paris bir yuvarlak gibi hayal edilmiş ve 20 halkaya ayrılmıştır. Gezinizi en iyi şekilde tamamlayabilmeniz için gazetecilerden "Paris Pratique par Arrondissement" adı verilen haritalardan edinin.
 
Île de la Cité
 
19. yüzyılın sonlarına dek şehrin önemli bir merkezi olan Île de la Cité, Sen Nehri’nin ortasında bir adadır. Sınırlarında çeşitli hükümdarların saraylarını ve önemli figürlerin evlerini barındırmıştır.
 
17. yüzyılda Baron Haussmann’ın yeni şehir planlaması tasarılarından dolayı ada tahribata uğramış ve eski günlerden günümüze Place Dauphine (bu bölgede özenli mimarisi ile ünlü kırmızı tuğlalı evler bulunur) ve Rue Chanoinesse (katedral toplarının saklandığı yerdir) kalmıştır.
 
Notre Dame
 
Kitlelerin, filmi de yapılan Victor Hugo’nun Notre Dame’ın Kamburu adlı romanı ile tanıdığı Notre Dame Katedrali; Orta Çağ dönemi Fransasının romaneskten gotik tarza geçişinin bir temsilcisidir.
 
Notre Dame’ın süslü ve ihtişamlı görünüşü, o yıllarda pek çok kesimin dikkatini çekmiş ve bu zengin görüntünün bir din merkezine yakışmayacağını söyleyenler olmuştur. Yine de Notre Dame, hedeflediği şeyi başarmış, görenleri etkisi altında bırakmıştır.
 
İki yanındaki kuleleri, vitray camları, heykelleri, resimleri, mobilyaları ve çeşitli madalyonları ile dikkatleri çeken Notre Dame Katedrali, Paris’te mutlaka görmeniz gerekenler arasında yer alır. Uzun kuyruklar sizi yıldırmasın, bu ölümsüz katedralin her ayrıntısını inceleyerek Fransız gotik mimarisi hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.
 
Île Saint-Louis
 
Île Saint-Louis, Sen Nehri üzerindeki diğer bir adacıktır. Burası, adeta şehrin ortasında sessiz sakin ve kendi hâlinde bir vaha gibidir. Kafeleri, restoranları, dondurmacıları ile bu adaya mutlaka uğrayın. Barok stilinde inşa edilen St-Louis-en I’Île Kilisesi adanın dikkat çeken mimari eserlerindendir.
 
Avenue des Champs-Élysées
 
Parislilerin deyimiyle La plus belle avenue du monde yani dünyanın en güzel caddesini görmek isterseniz Champs-Élysées’ye yolunuz mutlaka düşmeli. Bir ucunda Place de la Concorde, diğer ucunda ise Place Charles de Gaulle (l’Étoile)’ün bulunduğu 2 km uzunluğunda ve kenarları kestane ağaçlarıyla kaplı lüks bir caddedir Champs-Élysées.
 
Sinemalar, kafeler, mağazalar, restoranlar, otomobil galerileri… Paris’in lüks hayatının içinden geçmek için Champs-Élysées’de bir yürüyüşe çıkın. Daha da detaylara inmek isterseniz, Fransızların yapmaya asla doyamadıkları gibi, siz de terası ya da caddeye bakan geniş camları olan bir kafede içkilerinizi yudumlayarak gelip geçenleri izleyin.
 
Place de la Concorde
 
Paris’in önemli meydanlarından biri olan Place de la Concorde, Champs-Élysées’nin doğu tarafında yer alır. Meydanda bulunan 23 m yüksekliğindeki dikilitaş, Fransa’ya Ramses’in Luxor’da bulunan tapınağından getirilmiş ve Mısır Valisi Muhammed Ali tarafından hediye edilmiştir.
 
Place de la Concorde, aynı zamanda çeşitli olaylara da sahne olmuş bir meydandır: Fransız İhtilali’nde burada pek çok kişi giyotin ile öldürülmüş, 1934 ayaklanmasında da kanlı olaylar gerçekleşmiştir.
 
Place Charles de Gaulle (l’Étoile)
 
Parislilerin hâlen l’Étoile (yıldız) ismi ile andıkları bu meydan, Champs-Élysées’nin batı ucunda bulunur. Meydanın en önemli özelliği yıldız biçiminde, çeşitli caddelerin birleşme noktasında oluşudur.
 
Meydanda bulunan Arc de Triomphe, I. Napoléon tarafından bir zafer anıtı olarak yaptırılmıştır. Üzerine Napoléon’un kazandığı zaferler ile generallerin isimlerinin yazılmış olduğu bu zafer takının tepe noktasına asansör ile çıkılabilir. Place Charles de Gaulle’de birleşen caddelerin geometrik şeklini yukarıdan görmek ve Champs-Élysées’yi izlemek için zafer takının üst noktasına çıkmalısınız.
 
Palais du Louvre
 
Sen Nehri’nin Sağ Yakası’nda bulunan Louvre, Orta Çağ’dan başlayıp 16. yüzyıla kadar süren bir yapım sürecinden geçmiş ve XIV. Louis’nin sarayı Versailles’a taşıyana kadarki dönemde saray olarak kullanılmıştır. 1793 yılında devrimciler burayı, halka açık bir müzeye dönüştürmüşlerdir.
 
60.600 metrekarelik bir alana yayılmış olan ve M.Ö. 6000’li yıllardan M.S. 19. yüzyıla kadarki dönemden neredeyse 35.000 esere ev sahipliği yapan müzede; pek çok heykel, resim, çizim gibi eserlerin yanı sıra Antik Mısır objelerini, Yakın Doğu parçalarını, Yunan ve İslam eserlerini ve Milo Venüsü, Mona Lisa gibi Avrupa sanat tarihinin pek çok önemli eserini görmek mümkündür.
 
Louvre Müzesi avlusunda bulunan ve müze girişlerinin yapıldığı modern tasarımlı cam Piramit; müzenin, tarihe tanıklık eden yönü ile tam bir tezat oluşturmaktadır. Bu tezat görünüm kimi sanatseverlerde bir hayranlık oluştururken kimilerine ise rahatsızlık vermektedir. Ne olursa olsun, cam piramide yansıyan Louvre’un kesik kesik görüntüsü sizi de büyüleyecektir.
 
Palais-Royal
 
Louvre’un kuzey kanadında yer alan Palais-Royal (orijinal ismi Palais-Cardinal’dir), Kardinal Richelieu’nün evi olarak 1639 yılında yapılmıştır. Bir kralın yaşayabileceği büyüklükte inşa edilen bu saray, geniş bahçeleriyle de dikkat çekmektedir.
 
Geçmişten günümüze pek çok önemli kimsenin ikamet ettiği saray, mimari açıdan da bazı inovasyonlara uğramıştır: 1986 yılında Daniel Buren tarafından sarayın dörtgen avlusuna siyah beyaz sütunlar yerleştirilmiştir. Bu sütunlar saray görüntüsü ile birleştiğinde muhteşem bir perspektif oluşturur. Kimi sütunlar oturma seviyesindedir ve Paris’i gezmekte olan pek çok kişi hem bu görüntünün tadını çıkarır hem de sütunlarda oturmanın keyfini surer.
 
Bir not: Avluda, aşağıda bir yerlere bakan bir kalabalık görürseniz şaşırmayın. Avlu zeminindeki bir çukurda, siyah beyaz sütunlardan bir tane daha bulunmaktadır. Bozuk parasını bu sütunun üzerine denk getirmeyi başaranların dileklerinin gerçekleşeceğine inanılır.
 
Centre Georges Pompidou
 
Louvre Piramidi ve Eiffel Kulesi gibi Paris’in geçmişten izler taşıyan mimarisine ters düşen eserlerden biri de Centre Georges Pompidou’dur. 1971 yılında tasarım ödülü kazanmış olan bina, üzerinde taşıdığı renk kodları ile dikkatleri çeken bir petrol rafinerisi biçiminde; İtalyan mimar Renzo Piano, İngiliz mimar çift Richard ve Su Rogers, İngiliz mühendis Buro Happold ve İrlandalı mühendis Peter Rice tarafından tasarlanmıştır. Paris’i izlemek ve içinde dolaşırken farklı bir mimari tecrübe yaşamak için bu binaya mutlaka göz atmalısınız.
 
Paris Opéra (Opéra-Garnier)
 
Yapımına 1862 yılında başlanan ve 1875 yılında inşası tamamlanan Opéra Binası, dönemin neo-barok stilinin baş yapıtlarından biri olarak gösterilir. Mimarı, Charles Garnier’dir. 2200 kişilik kapasiteye sahip olan binanın altında Gaston Leroux’nun Operadaki Hayalet adlı kitabına ilham kaynağı olmuş göl bulunur.
 
Polonya’dan Amerika’ya kadar pek çok ülke mimarisine ilham vermiş olan bina; renkli mermer süslemelere, Yunan mitolojisinden tanrı ve tanrıçaların heykellerine, Mozart, Rossini, Beethoven, Spontini, Philippe Quinault, Meyerbeer, Fromental Halévy ve Daniel Auber gibi ünlü bestecilerin bronz büstlerine ev sahipliği yapmaktadır.
 
İç içe geçmiş koridorları, cumbaları, merdivenleri ile iç tasarımı; binaya gelenlerin birbirleri ile görüşüp konuşmaları için tasarlanmış bir sosyalleşme alanı gibidir. Barok süslemesinin bir temsilcisi olan iç tasarımda küçük melekçikler, periler, altın yapraklar bulunmaktadır. Marc Chagall tarafından resmedilen binanın tavanının ise operanın geri kalan kısmı ile uyum göstermediği düşünülmektedir.
 
Montmartre
 
Sağ Yaka’da bir tepe olan Montmartre, Sacré Cœur’ün beyaz kubbeli bazilikası ile dikkatleri çekmektedir. Sacré Cœur’ün terasına çıkarak muhteşem Paris manzarasının tadını çıkarabilirsiniz. Bölgede aynı zamanda daha eski olan ve Cizvit inancının temellerinin burada atılmış olduğuna inanılan Saint Pierre de Montmartre Kilisesi de bulunmaktadır.
 
Montmartre ve civarı, pek çok sanatçının atölyesine ev sahipliği yapmış olmakla da övünür. Salvador Dali, Monet, Modigliani, Picasso, Vincent van Gogh gibi isimler buralarda çalışmışlardır.
 
Montmartre’ın bir başka özelliği ise çeşitli butiklere, kafelere, pastanelere, kabare ve barlara ev sahipliği yapıyor olmasıdır. Montmartre’da gece hayatı hızlı akar, Place Pigalle adı verilen bölgede alternatif eğlence seçenekleri mevcuttur.
 
Bir not: Montmartre’ı keşfettikten sonra şehre dönüşünüzü yürüyerek yapmanızı tavsiye ederiz. Yılankavi ve dar sokaklardan geçerek bölgeyi ve çeşitli dükkânları keşfedin.
 
Place des Vosges
 
Parisliler tarafından şehrin en güzel meydanı olarak anılan ve şehrin en eski meydanı olarak bilinen Place des Vosges, IV. Henry tarafından 1605 ve 1612 yılları arasında yaptırılmıştır.
 
140 m x 140 m ebatlarındaki meydana bakan evlerin cepheleri, kırmızı tuğlaları ile ünlüdür ve evler birbirlerine olan simetrik benzerlikleri ile dikkat çekmektedir. Burada bulunan 6 numaralı evde bir zamanlar Victor Hugo yaşamıştır. Ev şu anda yazara ait el yazmaları ve çizimlerin sergilendiği bir müze olarak kullanılmaktadır.
 
Jardins du Luxemburg
 
17. yüzyılda Lüksemburg Sarayı ve günümüzde Fransız Senatosu olarak kullanılan binanın da içinde bulunduğu Jardins du Luxemburg (Lüksemburg Bahçeleri), Sol Yaka’da bulunur. Çimenlerle, rengârenk çiçeklerle, çakıl taşlarıyla ve ünlü kimselerin heykelleri ile süslü olan bu bahçede aynı zamanda elma ve kestane ağaçları da bulunmaktadır.
 
Bahçede bulunan sessiz köşeler, kitap okumak ya da gezinize sakin bir mola vermek için oldukça elverişlidir. Burada aynı zamanda sekizgen bir göl bulunur. Gölde çocuklar ya da çocuk kalanlar, yelkenlerini yüzdürmenin keyfine varırlar.
 
Bahçede bulunan bronzdan yapılmış heykellerle süslü çeşme Fontaine des Quatre-du-Parties-World de fıskiyeleri ile bahçe ziyaretçilerine unutulmaz bir görsel şölen yaşatır.
 
Eiffel Kulesi
 
Paris ile adeta özdeşleşmiş, Paris denildiğinde akla ilk gelen, zihinde ilk canlanan şeydir Eiffel Kulesi. 1889 yılında Dünya Fuarı’nda sergilenmek üzere mühendis Gustave Eiffel tarafından tasarlanan yapı o kadar çok ilgi gördü ki bunu herkese göstermek şarttı. 1930 yılına kadar dünyanın en yüksek binası olarak kalan Eiffel Kulesi, görüntüsüyle pek çok muhafazakâr Parisliyi rahatsız etse de turistlerin her zaman uğramadan geçmeyecekleri bir yer hâlini aldı.
 
Eiffel Kulesi, Sen Nehri kenarında Champ de Mars’ta bulunuyor. Kuleye çıkarken acaba kulenin hangi katına kadar çıksak diye hiç düşünmeden en üst kata kadar çıkmanızı tavsiye ederiz. Uzun kuyruklar sizi korkutmasın, asansörler oldukça büyük olduğundan sıra hızlı ilerlemektedir. Ayrıca Eiffel Kulesi’ne günün erken saatlerinde giderseniz böyle bir sorununuz da kalmayacaktır.
 
Kulenin en tepesine çıkın ve Paris’i yukarıdan izlemenin tadını çıkarın. Şehir planlaması, Sen Nehri, köprüler... hepsi ayaklarınızın altında olacak. Ve tabii ki Eiffel Kulesi’ni hem gece hem de gündüz görmeyi asla ihmal etmeyin ve mümkünse kuleye en az iki defa çıkın.
 
Grande Arche
 
Arc de Triomphe’un modern bir temsilcisinin yapılması için gerçekleştirilen bir yarışma sonucunda kazanan, Danimarkalı mimar Johann Otto von Spreckelsen (1929–1987)’in tasarımı olan Grande Arche olmuştu. Yapımına 1982 yılında başlanan bina, Fransız İhtilali’nin 200. yıldönümü kutlamalarına yetiştirilerek 1989 yılında tamamlandı.
 
Grande Arche içine bir Notre Dame Katedrali’ni alacak kadar büyüktür, iki ayağının arasındaki uzunluk ise bir Champs-Élysées’nin sığabileceği kadardır. Binanın iki ayağı devlet dairelerine ev sahipliği yapmaktadır. Çatı katında ise modern eserleri görebileceğiniz sergi alanları bulunur.
 
Bina çatısına çıkarak şehir manzarasını izleyebileceğiniz gibi “Axe historique” boyunca da Grande Arche görüntüsünün tadını çıkarabilirsiniz.
 
Musée d’Orsay
 
Sen Nehri’nin sol tarafında daha önce bir tren istasyonu olarak kullanılan bir binada kurulu olan Musée d'Orsay; pek çok resim, heykel, fotoğraf ve mobilyaya ev sahipliği yapıyor. Genellikle 1848 ve 1915 yılları arası Fransız sanatını bünyesinde barındıran müzede, empresyonist ve post-empresyonist olmak üzere birbirinden ünlü isimlerin eserleri yer alıyor. Monet, Renoir, Cezanne, Degas, Gogh, Manet, Toulouse-Lautrec gibi isimlerin en önemli eserlerini görmek arzusundaysanız, bu müzeye mutlaka uğramalısınız.
 
Musée National du Moyen Age – Musée de Cluny
 
Türkçe’ye Orta Çağ Ulusal Müzesi olarak çevirebileceğimiz müze, eski Roma kalıntıları üzerine inşa edilmiş bir manastır üzerine kuruludur. Sadece bu binanın görüntüsü bile buraya uğramanız için yeterlidir.
 
Müzede; Orta Çağ’dan kalma fildişi ve altın eserlere, antika eşyalara, süslemeli kitaplara rastlayabilirsiniz. Müzedeki en ünlü eser ise La Dame à la Licorne (Tek Boynuzlu At ve Kadın) isimli bir goblendir.
 
Château de Versailles
 
Paris’in 20 km güneybatısında bulunsa da Versailles, eğer zamanınız var ise mutlaka görmeniz gereken adreslerden biridir.
 
Daha önce küçük bir kasaba olan ve Château de Versailles sayesinde gelişerek bugün Paris’e dâhil edilen Versailles’da bulunan köşkü, XIII. Louis, aslında bir inziva köşesi olarak kullanmak istiyordu. Oğlu XIV. Louis ise bu mütevazı binayı, şaşalı bir saraya dönüştürerek ülkeyi buradan yönetmek istedi ve 1682 yılında kraliyet ailesinin yönetimi Paris’e taşıması ile birlikte 1789 yılına kadar Fransa’nın politik merkezi bu saray oldu.
 
İnşası 21 yıl kadar süren sarayın ana bölümü, kraliyet ailesi için ayrılmıştır. Saray avlusunu 84 mermer büst süsler. Saray bahçelerinde bir tur atın ve sarayın bahçelere bakan cephesinin görsel güzelliğinin tadına varın. İçeride ise Kraliyet Şapeli, Aynalı
Salon, Salon de Diane bölümleri ile sadece rehber eşliğinde giriş yapabileceğiniz Kraliyet Operası bölümlerini keşfedin.
 
Bir not: Oldukça büyük olan sarayı gezmek için yaklaşık bir gününüzü gözden çıkarmalısınız.
 
Disneyland Paris
 
Küçük büyük pek çok kimsenin gidip görmek, eğlenip dolaşmak isteyeceği dünya üzerindeki sayılı yerlerden biridir Disneyland Paris. Paris şehir merkezine 32 km uzaklıkta, Marnela-Vallée yakınlarında bulunur. Disneyland Paris’te yüzme havuzları, golf sahaları, oteller, restoranlar, barlar, mağazalar, toplantı salonları bulunur.
Burada Mickey Mouse, Donald Duck, Pluto, Goofy gibi Disney karakterleri ile karşılaşabilir; onlarla fotoğraf çektirebilirsiniz. Disney stüdyolarını yakından inceleme fırsatı bulabileceğiniz gibi bazı sahnelerde rol bile alabilirsiniz.
 
Disneyland’da sürekli şarkılı, danslı eğlenceler düzenlenmektedir. Bir an olsun kendinizi başka bir dünyada hissetmek, eğlencenin tadını çıkarmak ve bu neşe dolu ortamda çocuklar gibi eğlenmek isterseniz Disneyland Paris’e mutlaka yolunuz düşmeli.
 
Ne Yenir?
​Ne yenir ne içilir?
 
Ününü; bütün dünyaya duyurmuş olan Fransız mutfağı, sizi birbirinden lezzetli tatları denemeye davet eder. Bu tatları, isterseniz ünlü caddelerde daha çok turistlere hitap eden restoranlarda, isterseniz daha üst sokaklarda kalmış ve genellikle Fransızların gitmeyi tercih ettiği yerlerde deneyin; hepsi sizi memnun edecek bir şeyler sunacaktır. Fakat yine de en iyisini arıyorsanız Paris’in daha dış bölümlerinde kalmış, çiftliklere yakın olan bölgelerde hizmet veren restoranları denemelisiniz. Buralarda her şey dalından yeni koparılmış ürünlerle pişirilir, taptazedir ve daha sağlıklıdır.
 
Bir not: Amacınız Paris’te iyi bir restoranda yemek ise, önceden rezervasyon yaptırdığınızdan emin olmalısınız. Aylar öncesinden olmasa bile en az bir hafta öncesinden yerinizi ayırtın ki daha sonra herhangi bir problem yaşanmasın.
 
Zengin seçenekler arasından seçiminizi yapabilmeniz için Paris’teki yeme-içme alternatifleriniz şöyledir:
 
    Sol Yaka’da Boulevard St-Germain ile Pont-Neuf arasındaki bölgede, Rue St-Séverin, Rue Mouffetard, Rue Descartes ve Boulevard Montparnasse civarında pek çok alternatif bulunur.
 
    Sağ Yaka’da Bastille, Les Halles ve Beaubourg civarını keşfedin.
 
    Champs-Élysées’nin kuzeyinde bulunan ve güler yüzlü hizmet sunan restoranları deneyin.
 
    Deniz mahsulleri tüketmek istiyorsanız özellikle sonbahar ve kış aylarında moules frites’i (midye buğulama ve patates) mutlaka deneyin.
 
    Fransız mutfağı genellikle et yemekleri üzerine yoğunlaşmıştır. Et yemeklerinde klasikleşmiş dana eti, kuzu eti ve domuz etinin yanı sıra Fransız mutfağında geyik eti ve yaban domuzu eti de önemli bir yer tutar.
 
    Et yemekleri üzerine yoğunlaşmış bir mutfağı olan şehirde muhtemelen vejetaryenler biraz zorluk çekecektir. Fakat kebap salonlarında bile vejetaryenler çeşitli salatalar ile karşılanacaktır. Zincir restoranlarda salatalar, vejetaryen pizza ve sandviçler imdadınıza yetişecektir.
 
    Bistro olarak anılan yerler, küçük aile işletmeleridir. Dantelli perdeler ve ekoseli masa örtüleri ile bezenmiş küçük bistrolarda kendinizi tam bir Fransız gibi hissedebilirsiniz.
 
    Bistro à vin (şarap barı)’lerde ise Fransız peynirleri ve diğer pek çok meze ile servis edilen çeşitli Fransız şaraplarını deneyebilirsiniz.
 
    Restoran ve kafe olarak hizmet veren brasserie’lerin pek çoğu 24 saat açıktır. İyi ve basit yiyecekler arıyorsanız brasserielerden birine uğrayın ve Fransızların brasserilerde nasıl sosyalleştiklerine şahit olun.
 
    Güzel bir kahve içmek için Fransız kafelerine gitmelisiniz. Çay eşliğinde turta ve kek yemek için ise salon de thé’lere uğrayın.
 
    Sen Nehri üzerindeki tekneler, akşam yemeği ve bazen de öğle yemeği turları düzenler.
 
    Napolyon döneminden bu yana hizmet veren Boulangerie Patiserrie Au Grand Richelieu’de çeşitli pastalar ve ekmekler deneyin (51, Rue de Richelieu, 75001).
 
    Odunda pişmiş ekmekler ve pastane ürünleri için yolunuz La Boulangerie par Véronique Mauclerc’e düşmeli (83, Rue de Crimée ve 11, Rue Poncelet).
 
    Hızlı ve ucuz yemek için bir fast food restoran zinciri olan ve pek çok caddede bulabileceğiniz Quick Burger’ı tercih edebilirsiniz.
 
    Fondue için yolunuz Montmartre’a düşmeli. Burada bulunan La Taverne de Montmartre (25 Rue Gabrielle, 75018) ve Le Refuge des Fondues (17 Rue des 3 Frères, 75018) size en lezzetli fondueleri sunacaktır.
 
    Fransız gençlerinin arasına karışmak ve onların yaptığına benzer bir tecrübe yaşamak için; bir baget ekmek, biraz Fransız peyniri ve bir şişe şarap alın. Sen Nehri kenarında bir piknik yapın. Özellikle Île Saint-Louis’de bir piknik muhteşem olacaktır.
 
    Fransız pastanelerinden birine adımınızı attığınızda, rengârenk bir dünya ile karşılaşacaksınız: Her biri adeta sanat harikaları olan kekler, pastalar, çikolata parçaları, tartlar, tatlı ekmekler, drajeler, bisküviler, farklı tatlarda profiteroller… Paris’te Tatlı Keyfi yazımızı keşfetmek için tıklayınız.
 
Nasıl Eğlenilir?
​Paris’te ister gece olsun ister gündüz, herkesin zevkine uyabilecek bir etkinlik bulmak mümkündür. Paris’e adımınızı atar atmaz; gazetecilerde bulabileceğiniz haftalık olarak çıkarılan ve İngilizce eki de olan Pariscope dergisinden mutlaka edinin.
 
Opéra-Bastille
 
Place de la Bastille bölgesinde bulunan Opéra-Bastille, 2723 kişilik kapasiteye sahiptir ve her bir koltuk, sahneyi engelsiz bir şekilde görebilmektedir. Klasik müzik konserleri ve opera için Opéra-Bastille’de yerinizi ayırtın.
 
Adres: 120 Rue de Lyon 75012 Paris
Rezervasyon
Bireysel giriş için: 0 892 89 90 90 (yurt içi aramalar), +33 (1) 72 29 35 35 (yurt dışı aramalar)
10 kişi ve üzeri gruplar için: +33 (1) 40 01 80 54
Tekerlekli sandalye kullananlar için: +33 (1) 40 01 18 50
Web: www.operadeparis.fr
 
Opéra-Garnier
 
2200 koltuklu bu opera binasında çeşitli konserlere ve bale gösterilerine tanık olabilirsiniz. Sadece muhteşem iç dekorasyonunu görmek için bile burada mutlaka bir etkinlik için yerlerinizi ayırtabilirsiniz.
 
Adres: 8 rue Scribe 75009 Paris
Rezervasyon
Bireysel giriş için: 0 892 89 90 90 (yurt içi aramalar), +33 (1) 72 29 35 35 (yurt dışı aramalar)
10 kişi ve üzeri gruplar için: +33 (1) 40 01 80 54
Tekerlekli sandalye kullananlar için: +33 (1) 40 01 18 50
Web: www.operadeparis.fr
 
Konserler
 
Le Zénith
 
Pop, rock ve alternatif müzik ağırlıklı konserlerin yer aldığı Le Zénith’te Ağustos ve Eylül ayları hariç olmak üzere neredeyse iki günde bir çok büyük konserler düzenlenmektedir.
 
Adres: Allée du Zénith 75019 Paris
Tel: +33 (1) 44 52 54 60
Web: www.zenith-paris.com
 
Parc de Princes
 
Çeşitli önemli futbol müsabakalarından tanıdığımız Paris Saint-Germain'nin stadyumu olan Parc de Princes’te de çok büyük organizasyonlar ve konserler yer almaktadır.
Eğer futbol sezonunun dışında bir zamanda bir konsere gidecekseniz, şu ana kadar U2, the Rolling Stones, The Red Hot Chili Peppers, Robbie Williams, Genesis, Metallica, Muse gibi isimlerin konserler verdiği Parc de Princes’teki etkinliklere göz atmayı sakın unutmayın.
 
Adres: 24 rue du Commandant Guilbaud 75016 Paris
Tel: +33 (1) 47 43 72 54
Web: www.leparcdesprinces.fr
 
Palais Omnisport de Bercy
5081412
 
Green Day, Madonna, Bénabar, Seal, Leonard Cohen... Alanlarında en başarılı isimlerin konserlerine gidebileceğiniz Palais Omnisport de Bercy; aynı zamanda spor, film, fuar, kongre gibi organizasyonlara da ev sahipliği yapıyor.
 
Adres: 9, Boulevard de Bercy 75012 Paris
Tel: 0892 390 100
Web: www.bercy.fr
 
Gece Hayatı
 
Gece eğlenceleri için Paris’in dört bir köşesinde çeşitli alternatifler bulunmaktadır. Pek çok gece kulübü, sizi kıyafetinize bakarak değerlendirecek ve kapı görevlileri sizi içeri alıp almamak konusunda inisiyatiflerini kullanacaklardır. Paris’te gece hayatına da karışmak istiyorsanız yanınıza birkaç uygun elbise almayı unutmayın.
 
    Champs-Élysées’de mekânlar oldukça özenlidir ve nispeten pahalıdır. Rue Ponthieu’de bulunan Regine gece kulübünü keşfedebilirsiniz.
 
    Daha genç kesime hitap eden Place de Bastille bölgesinin kuzeydoğusu geceleri oldukça hareketlidir. Özellikle 4 katlı olan ve hem bar hem de kulüp olarak hizmet veren Club Barrio Latino’ya uğramanızı tavsiye ederiz. Birinci ve üçüncü katlarda Latin müzikleri ile dans edebilir, ikinci katta bulunan restoranda Latin yemeklerinden tadabilir ve dördüncü katta bulunan gece kulübünde doyasıya eğlenebilirsiniz.
 
    Le Marais bölgesi Fransız burjuvazisinin kalbinin attığı yer olarak bilinir. Yeni ve modern barlar burada bulunmaktadır. Marais macerasına isterseniz Châtelet’den başlayabilirsiniz. Burada da pek çok bar ve caz kulübü bulunmaktadır.
 
    Gece hayatını sevenler için Paris’te diğer iyi bir adres de Rue Mouffetard ve civarıdır. Kafelerden, barlara ve caz kulüplerine kadar pek çok alternatif burada bulunur.
 
    San Francisco Haight-Fillmore bölgesine benzer bohem bir atmosfer arayanlar Oberkampf-Ménilmontant bölgesini keşfetmeliler.
 
    Sen Nehri kenarında bulunan Port de Tolbiac gece hayatının merkezi olarak bilinir. Burada bulunan; elektro, funk, groove, latin, caz, afro, reggae, soul, hip hop ve rock müzik ile her gece farklı konseptlerde etkinlikler düzenleyen Batofar sizin için iyi bir eğlence seçeneği olabilir.
 
    Quartier Latin ve St-Germain-des-Prés civarı ise özellikle üniversitelerin açık olduğu zamanlarda oldukça hareketlidir.
 
    Caz, Fransızlar için önemli bir yer tutmaktadır. Hot Brass ve The New Morning’de pek çok Amerikalı ve Avrupalı müzisyen sahne almaktadır. Avangart caz için ise adresiniz Le Dunois olmalı.
 
Spor
 
Paris ve Fransa denildiğinde akla gelen ilk sporlardan biri tenistir. Ardından bunu bisiklet yarışları, futbol, Amerikan futbolu, atletizm gibi sporlar takip eder.
 
Roland-Garros (Fransa Açık)
 
Les Internationaux de France de Roland Garros veya Tournoi de Roland-Garros isimleri ile anılan ve dünya üzerinde çok büyük öneme sahip olan Fransa Açık Tenis Turnuvası, her yıl Mayıs ortasında başlar ve Haziran’ın ilk günlerinde sona erer. Karşılaşmaların yapıldığı stadyuma ve aynı zamanda turnuvaya ismi verilen Roland Garros, Birinci Dünya Savaşı’nda görev yapmış bir pilottur.
 
Grand Slam tenis turnuvalarının ikincisi olan bu turnuvada zemin kildir. Kil zemin, topu oldukça yavaşlatır ve zıplamasını engeller ve böylece karşılaşmalar, daha da zorlu bir mücadele gerektirir.
 
Erkek tek, bayan tek, erkek çiftler, bayan çiftler ve karma çiftler olarak düzenlenen müsabakalarda dünyanın en iyi tenisçileri; birbirleri ile kıyasıya mücadele ederler. Siz de bu karşılaşmaları izlemek istiyorsanız biletlerinizi haftalar öncesinden ayarlamalısınız.
 
Bir not: Bu havayı başka zamanlarda da solumak isteyen tenis hayranları, Roland Garros stadyumunu yaklaşık bir saat süren rehberli bir tur ile gezebilirler.
 
Adres: Tenniseum Stade Roland-Garros 2, avenue Gordon-Bennett 75016 Paris
Tel: + 33 (1) 47 43 48 48
Web: www.fft.fr/rolandgarros
 
Tour de France
 
Her yıl düzenlenen, Fransa’nın tamamını kapsayan ve yarışmacıların toplam 3.500 km’yi kat ettikleri Tour de France, tam 23 gün sürmektedir ve turun son ayağı Paris’tir. 1975 yılından bu yana yarışma Champs-Élysées’de sona erer ve burada çok büyük kutlamalar gerçekleştirilir.
 
Dünya çapında pek çok bisikletçi bu yarışmada yer alabilmek için uğraşlar vermektedir. Yarışmayı izlemek için ise bisiklet yarışları hayranları, haftalar öncesinden en iyi görüşleri alabilecekleri yerleri ayarlamaya başlarlar. Bu yarışma, geçtiği her yere görsel bir şölen ve karnaval havası getirir.
 
Festival
 
Paris Film Festivali
 
Birbirinden çeşitli altyapılara sahip filmleri bir araya getiren Paris Film Festivali, on beş farklı sinema salonunda her yıl sinemaseverler ile buluşur. Festivalde; uluslararası bir seçkiden oluşan filmler, belgeseller ve kısa filmler gösterilir, film dünyasından ünlü isimler onur konuğu olarak izleyiciler ile buluşur, bazı ülkelerden özel isimler festivale onur konuğu olarak çağırılır, geceleri çeşitli eğlenceler, canlı performanslar düzenlenir.
 
Her yıl yaklaşık 70.000 kişinin katıldığı Paris Film Festivali’nde siz de yer almak istiyorsanız işte gerekli bilgiler:
 
Adres: APOEC / Paris Cinema IFF 155 rue de Charonne 75011 Paris
Tel: +33 (1) 55 25 55 25
Web: www.pariscinema.org
 
Paris Caz Festivali
 
Paris Caz Festivali ile birlikte Parc Floral başta olmak üzere şehrin pek çok bahçe ve parklarını bir caz büyüsü kaplar. Festivalde müzikle birlikte animasyon şovlar, çeşitli oyunlar, gösteriler, sergiler de yer alır.
 
Her yıl Haziran sonu ve Temmuz aylarında düzenlenen festival, caz tutkunu Fransızlar için vazgeçilmez bir etkinlik hâlini almıştır. Siz de Parislilerin caz tutkusunu keşfetmek isterseniz bu aylarda parklarda ve bahçelerde dolaşmalı ve etkinlikleri takip etmelisiniz.
 
Adres: Esplanade du Château de Vincennes 75012 Paris
 
Fête de la Musique (Müzik Festivali / Dünya Müzik Günü)
 
Her yıl 21 Haziran’da düzenlenen Fête de la Musique, yazın gelişini kutlamak için düzenlenen bir etkinliktir. Fransa’da başlayan bu gelenek; daha sonra Arjantin, Lübnan, Fas, Venezüela, Lonra, New York gibi pek çok ülke ve şehre de sıçramıştır.
 
Festivalde amatör ve profesyonel sanatçılar sokaklarda performanslarını sergilerler ve bu gösterilerin çoğu genellikle ücretsizdir.
 
21 Haziran tarihinde yolunuz Paris’e düşerse her köşe başında bir müzik keyfi yaşayacağınızdan emin olabilirsiniz.
 

______www.grupbileti.com______

Seyahate gitmek isteyen grubunuz grupbileti.com dan nasıl faydalanabilir , Grup olarak bir Seyahat etmeye karar verdiniz ve otobüs kiralamanız gerekiyor.En Ucuz fiyata İstediğiniz boyutta otobüs kiralama konusunda yapmanız gereken Otobüs Kiralama Talep Formunu doldurmalısınız.. Toplu olarak yapacağınız seyahati uçak ile gerçekleştirecekseniz yine yapmanız gereken sadece Grup Uçak Bileti Talep Formunu doldurmaktır. www.grupbileti.com Yurtiçi ve Yurtdışı Tüm tatil planlarınızda Grup Uçak Bileti temin etmek için hizmetinizdeyiz , Formu doldurmadan Whatsapp whatsapp iletisim tan bize ulaşabilirsiniz.Tekli Olarak Uçak bileti almayı düşünüyorsanız en Ucuz Uçak biletini www.makrobilet.com sitemizden alabilirsiniz

 

 

Etiketler » Paris Grup Uçak Bileti Al   » Paris Grup Uçak Rezervasyonu   » Paris Toplu Uçak Bileti  
Google ARA: İstanbul Paris Grup Uçak Bileti Al


Haberler